Mehmet

Mehmet
@mhmtyrnn
Grafiker
Üniversite mezunu
26 okur puanı
Kasım 2020 tarihinde katıldı
10/10
·330 syf.··
Beğendi
·
2020 9. kitabı
Ahmet Arslan aşırı derecede takıntılı, hiçbir canlıya dokunamayan, hayatın gerçeklerinden ve sosyal hayattan kaçarak kitaplarına ve Podima köyündeki evinde kendisine güvenli duvarlar inşa etmiş, burada huzurla yaşayan bir adam. Zaman zaman garip hayaller görüyor ve gördüklerinin gerçek olduğuna inanıyor. Hayatı o kadar tekdüze ve yalnız ki hayalleri bile her sabah aynı şekilde başlıyor. Podima köyündeki bir cinayet vakası ve bunu araştırmaya gelen gazeteci kız ile tanışması ve ona daha önce hiç kimseye anlatmadığı ikiz kardeşi Mehmet’in hikâyesinin masal gibi, edebiyatı son derece güzel şekilde kullanarak, diğer yazarlardan romanlardan alıntılar yaparak anlatmasının romanıydı. Aşk, kıskançlık, takıntı, kibir, ego, heyecan her şey vardı romanda. Edebiyata ve okumaya verilen önemin bu kadar ön planda tutulduğu başka bir roman okumadım. Sonu ise gayet ilginç ve kurgusu çok başarılıydı. Kısacası ben bayıldım, lütfen okuyun, okudukça film izler gibi hissedeceksiniz.
Kardeşimin HikayesiZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 2019126,4bin okunma
Reklam
9/10
·64 syf.··
2020 8. kitabı
Ölüme giden Sokrates’in sözleridir bunlar. Ben ölümü seçtim siz başka bir konuyu seçin isterseniz mesela adalet, mesela düşmanlık ya da aşk acısı… Bildiğin tüm gerçekleri ser önüne, her doğrunu sorgula. Yapman gereken şey basit: Sadece sor. Yaşadığın şeyi, hissettiklerini, hissediyor olduklarını… Acaba gerçek mi onlar? Gerçekten öyle mi düşünüyoruz, gerçekten öyle mi hissediyoruz. Demek isteğim şu: bir durum karşısında bize öğretilenlere göre mi davranıyoruz? Ölüm mesela. Ölüm korkusu. Neden ölümden korkuyoruz? Neden ölümden korkmayan Sokrates’in dostları gibi ölümün istenilen bir şey olabileceğine inanmıyoruz. Ölüm hakkında bildiklerimiz var. Ama kim öğretti bunları bize? Ölümün kötü olduğunu, son olduğunu kimler dedi? Sokrates bu durumda ruhu anlatmaya başlar. Ruh ve beden ayrımı yapar. Karşıtlık mı yoksa iç içe geçmişlik mi? Ruhun bedenden önce olduğuna kanaat getirirler. O halde bedene ne olursa olsun ben ruhumla var olmaya devam ederim, isterseniz sizler görmeyin beni. Ben ruhumla hala varım. Somut bir delil yok. Akıl yürütmeler, görebildiğimiz kadarıyla deneyimler falan var elimizde. Somut delillerin gerekli olduğunu kim söyledi peki? Mademki kanıtlayamayacağız o zaman inansak ya sadece. Sokrates ölümün bir son olmadığına inandı buna göre yaşadı son anında bile arkadaşlarını teselli etti. Yüksek bir ahlak anlayışıyla son anına kadar inandığı ilkelere bağlı kaldı. İnanmak güç verir insana. Ama öyle kuru kuru inanmaktan bahsetmiyorum. Akıl süzgecinden geçirilmiş ve defalarca sorgulanmış bir inanıştan bahsediyorum. Günümüz dünyasında yaygın bir düşüncedir, tek bir gerçeğin olmaması, ya da gerçeğin ulaşılamaz, bilinemez olduğu. Bu sebeple bir sürü gerçeklik vardır, deriz. Bu gerçeklikler içinde bize en uygun olanı seçeriz ve onu yaşarız, onu hissederiz. Aşk
Sokrates'in SavunmasıPlaton (Eflatun) · Panama Yayıncılık · 202164,6bin okunma
10/10
·222 syf.··
Beğendi
·
2020 2. kitabı
·
37 günde okudu
·
Okunma: 15 Kasım 2020 16:38
Aydın'ın Nazilli kazasının Kuyucak köyünde bir gece bir cinayet işlenir, karı-kocayı kurşunlayıp giderler... Küçük çocuk ise yaralanır, fakat onu öldürmeye vakit bulamadan şakiler ortadan kaybolurlar... Olay yerine gelen Kaymakam, çocuğun halini görünce acır, kıyamaz; "Benimle gel..." der. Bu küçük Kuyucaklı Yusuf'tur... Seneler akar gider... Olay örgüsüne her zamanki gibi girmiyorum. Kitabın sürprizi kaçıyor çünkü. Arka kapak yazısı ise Yapı Kredi Yayıncılığın yapmaması gereken bir hata bence :) Çünkü heyecanı ve merak duygusunu tamamen yok etmiş. Alırsanız da arka kapağa bakmayın derim. :) Farklı, okuyanın içine işleyecek kadar farklı bir roman. Kısa, ama hemen bitmesin istiyorsunuz. Sabahattin Ali, değişik bir roman tekniği kullanmış. Kimi zaman üçüncü kişi araya girerek bölümlerin başını ya da sonunu anlatıyor sizlere. Ali'nin kullandığı eski sözcükleri görünce ise şaşırmayın, zaten cümle içinde anlamı çıkıyor :) Daha etkisi üzerimden geçmedi. Nerede farklı bir bakış, hareket görsem, "Tıpkı Yusuf gibi... Aaa Kuyucaklı'ya benziyor ne çok..." filan diyorum kendi kendime. Bende öyledir. Bir kahramanı fazla benimseyince içimde yaşatmaya başlıyorum :)
Kuyucaklı YusufSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2025210,4bin okunma
9/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2020 5. kitabı
25 yaşındaki Werther’in hayatının aşkı olan Charlotte hakkında hayali arkadaşı Wilhem’e yazdığı mektupların derlemesiydi bu kitap. Mektuplarda Charlotte olan sevgi, tutku çok güzel bir dille yazılmıştı. Werhter sadece Charlotte’a olan aşkından değil doğaya, kitaplara olan sevgisini ve o dönemde yaşanan sınıf farklılıklarını ve insanların tutumlarından da mektuplarında bol bol bahsediyordu. Özellikle, sonlarına doğru Werther’in imkansız aşktan dolayı yaşadığı acılar öyle güzel yazılmıştı ki, okuyucunun etkisinde kalmaması mümkün değil.. Kısacası, okuyun, okutturun…
1000Kitap
Genç Werther'in AcılarıJohann Wolfgang Von Goethe · Parodi Yayınları · 2018149,9bin okunma
9/10
·183 syf.··
Beğendi
·
2020 4. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 16 Kasım 2020 06:38
Uzuun zamandır okumak istediğim bir kitaptı. Çocuk kitabı olarak geçtiği için tereddüt etmiştim başta. Fakat bu kitabın kesinlikle yaşı yok. Çoğu yerde o saf ve çocuksu hislerin ifadelerine hayran kaldım, aynı zamanda çokça duygulandım. Yaşarken, bazen unutuyoruz gözlerimizin yaşarmasını ve masum duyguları. Buna ilaç gibi geldi. Küçük bir çocuğun gözünden dünya nasıldır onu gösteriyor. Sen ne anlarsın denilen yaştaki çocukların aslında bir sürü olayı anlayıp, kendi içlerinde ne denli etkili yaşadıklarını gözler önüne seriyor. Ayrıca dayak yiyip, itilip kakıldığında içinde bir şeytanın olduğunu düşünüyor, kendisini suçlu buluyor. Oysa o yalnızca çocuk… Fakirliğin, sevginin, sevgisizliğin, her şeyin etkisini derinden hissedebilen bir çocuk. “Küçük Prens” e benzettim biraz anlatımını. Ama “Şeker Portakalı ” kesinlikle beni daha çok etkisi altına aldı. Yaş gözetmeksizin herkesin okuması gerektiğine inanıyorum. Hatta özellikle yetişkinlere okuması için tavsiyede bulunulmalı. Bu sayede çocuklarına karşı empati yeteneklerinde artış olacaktır.
1000Kitap
Şeker PortakalıJosé Mauro de Vasconcelos · Can Yayınları · 2025275bin okunma
Reklam