…
“Hiçbirinizle dövüşemem
Benim bir gizli bildiğim var
Sizin alınız al inandım.
Morunuz mor inandım.
Ben tam kendime göre.
Ben tam dünyaya göre.
Ama sizin adınız ne?
Benim dengemi bozmayınız.”
“Ufak şeylerden zevk alabilmek, lüks yerine zarafet aramak, saygı beklemek yerine değerli olmak, zengin olmak yerine kimseye muhtaç olmamak, sıkı çalışmak, sessizce düşünmek ve dürüst konuşmak. Yıldızları, kuşları, bebekleri ve bilgeleri açık kalple dinlemek… İşte benim senfonim”
-William Ellery Channing-
Her zaman pozitif düşünmemiz, gülmemiz gerektiğini dikte eden bir kesim var, çoğu okumuş cahiller. Hüzne asla yer yok hep gülmeliyiz onlara göre… oysa ne zaman kabul edeceğiz ağlamanın da gülmek kadar normal olduğunu? Ne zaman kabul edeceğiz negatif düşüncelerin sabahının belki de masmavi bir gökyüzüne çıkacağını? Ne zaman kendimiz olabileceğiz? Ne zaman kabul edeceğiz sürü psikolojisiyle hareket etmenin bizi ne denli çamura sürüklediğini? Hepimiz gülmek zorunda değiliz! Hepimiz ağlamak zorunda değiliz! Hepimiz koşmak zorunda değiliz! Bazıları yürümeli hatta öyle yavaş yürümeli ki temelleri sağlam olmalı. Hepimiz koşarsak ya da koşmaya çalışırsak kendini bulmak için yavaş yürüyenleri suçlarsak nasıl ulaşırız varacağımız yere?