M. Hüseyin Dilbas

M. Hüseyin Dilbas
@mhuseyindilbas
Irkçılığın Tarihsel Oluşu
Irkçılığı, politik aklımızın öteki imgesi diye sunmak yerine tarihsel kabul etmek, modern düşüncemizin tarihsel gelişiminin mirası ve dolayısıyla modern rasyonalitemizin bir parçası olarak ortaya çıkar. Bu, hiçbir şekilde ırkçılığın yeniden değer kazanmasıyla bağlantılı değildir. Aksine, ırkçılığın düşüncemizin temel ilkelerine nasıl bağlandığını, onlara nasıl adapte olduğunu veya onları nasıl araçsallaştırdığını fark edebilirsek, onun etkinliğini anlayabilir ve ikna edici gücünü etkili bir şekilde azaltabiliriz.
Sayfa 10
Alıntı
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Irkçılıktan Kaçınma
Irkçılığı, insan eşitsizliğinin sabit oluşu ve özü olarak görüyoruz. Dünya görüşüne olan etkisini fark etmediğimizden, onun işleyişini çok fazla tanımlamadığımızı gözden kaçırıyoruz. Ayrıca ırkçılığın, tarihe ve medeniyete en başından beri eşlik ettiğini ve sonsuza kadar yok olmayacağını düşündüğümüzden onu irdeleme gereksinimi hissetmiyoruz. Irkçılığın yalnızca bilimsel aydınlan­ma ile çürütülebilecek yalanlara dayandığını kabul ediyoruz. Fakat onu açıklarken sıklıkla bilime de göndermeler yapıldığını göz ardı ediyoruz.
Sayfa 9
Irkçılık
Medeniyyet Üzerine İrdeleme
Bir insan toplulu­ğu, teknoloji kullanmadığı ve dış dünyayla irtibat kurmadığı için “mede­niyetten uzak ve ilkel” olarak tasvir ediliyor. Ok ve yay kullanma becerisi­ne sahip olmaları âdeta hayretâmiz bir durum olarak takdim ediliyor. Ne­tice itibariyle İHA’sıyla onlara tepeden bakan modern medeniyetin men­supları, bu korkak/ürkek insanlara empati ve şefkat göstermekten de ge­ri durmuyorlar. Haberin sonunda altın madencilerinin bu insanların aile fertlerini, dostlarını, kabile mensuplarını öldürdüklerini öğreniyoruz. Bu hadisede kim ilkel ve barbar, kim insancıl ve medenî?
Sayfa 8
Medeniyet