Bildiğimiz Külkedisi masalının geleceğe uyarlanmış halini okuyoruz kitapta. Dördüncü Dünya Savaşı’ndan sonra dünyada yaygınlaşan veba ile bir sürü insan ölmektedir. Ay insanları, dünyayı uzaydan izleyerek uygun anı kollamaktadır. Dünyanın kaderi ise tek bir kıza bağlıdır.
Cinder, becerikli bir mekanik ustası ve bir sayborg. Sürekli üvey annesinin hakaretlerine maruz kalmaktadır. Cinder, Prens Kai ile tanışınca gezegenler arası bir anlaşmazlığın ortasında bulur kendisini.
**
Bu seriyi uzun zamandır tamamlamayı bekliyordum. Tamamladığımda hazır da vaktim varken başladım. Kitap 350 sayfa boyunca durgun gidiyor. 350 sayfa. En başta olaylara adapte olmakta zorluk çektim açıkçası. Okudukça adapte olması daha kolay oluyor. Ama yine de okurken sürekli bir olay olsun diye bekledim. Bu isteğime son 50-60 sayfada cevap alabildim. Asıl olaylar bu kısımda başladı bence. Sonda ortaya çıkan sırrı başta tahmin etmek çok da zor değil açıkçası. Kitabın başlarında ya da ortalarında geçtiğinde anlaşılıyor bence. Tüm bunlar kitabı sevmedim demek değil. Ama beklentilerim daha fazla olaylı olması yönündeydi. Buna rağmen kitap kendini okutuyor ve hemencecik bitiyor.
Serinin diğer kitabına bir an önce başlayacağım. Umarım onlar bu kitaptaki beklentimi daha iyi karşılar.
Sevilen masalları bir de bu şekilde okumak isterseniz ve fantastik kitap okumayı seviyorsanız tavsiye ederim.
Fareler ve İnsanlar, John Steinbeck ile tanışma kitabım oldu. Kitap, birbirine zıt iki karakterdeki mevsimlik işçi olan akıllı George Milton ve güçlü ama aklı kıt arkadaşı Lennie Small’un hikayesini anlatıyor. Küçük bir toprak satın alıp kendi işlerini yapıp rahat bir şekilde yaşamanın hayalini kuran ikilinin dayanışması ve dostluğu kitapta ön planda.
Kitabın ismine, Robert Burn şiirindeki “En iyi planları farelerin ve insanların / Sıkça ters gider... “ dizeleri ilham olmuştur.
**
Bana arkadaşımın hediyesi olan ve uzun zamandır da elimde bulunan bir kitaptı. Uzun bir süredir okumak istiyordum ama nedense o zaman okursam anlayamam gibi düşünüyordum. Kitabı okuduğumda aslında ne kadar yanıldığımı fark ettim. Kitabın dili sade ve akıcıydı. Steinbeck, iki karakterin arasındaki dostluğu, yaşadıkları zamanın zorluğunu, hayallerini o kadar güzel ve yalın anlatmış ki kitabı okurken sanki o anlara tanıklık ediyorsunuz gibi hissediyorsunuz.
Ben kitabı severek okudum. George ve Lennie’nin hikayesi beni etkiledi ve üzdü. Zaman zaman George’a sinir olmadan edemedim. Bana çok bencil geldi. Lennie, daha saf bir karakterdi. Kitabın sonunu az çok tahmin etmiştim ama bu hikayenin etkileyiciliğini azaltmadı.
Kitabın filmi varmış. En kısa zamanda filmini de izlemek istiyorum.
Kitaplar işe yaramıyor. İnsanın yanında olacak birine ihtiyacı var. İnsan yanında biri olmazsa delirir. Kim olduğu önemli değildir, yeter ki yanında olsun.
İnsanın yüreğinin iyi olması için akla ihtiyacı yoktur. Bana zaten bu ikisi birlikte pek olmuyor gibi geliyor. Gerçekten akıllı bir adama bakıyorsun, hiç de iyi biri olmadığını görüyorsun.