Teyzem yasın okyanusta yüzmek gibi olduğunu söylerdi. İyi günlerde, başımız suyun üstünde yüzebilir ve güneş ışığını yüzümüzde hissedebilirdik. Kötü günlerde ise, su şiddetlenir ve dibe batıp boğulmamak zor bir hale gelirdi. Yapabileceğimiz
tek şey daha güçlü yüzücüler olmayı öğrenmekti.
Bir şeye bir kez isim verildiğinde o isim, o şeyin bütününü ya da neden önem taşıdığını görmene engel oluyor. Kelimeye odaklanıyorsun ki o aslında en önemsiz bölümü, buz dağının tepesi.
Bir şeye bir kez isim verildiğinde o isim, o şeyin bütününü ya da neden önem taşıdığını görmene engel oluyor. Kelimeye odaklanıyorsun ki o aslında en önemsiz bölümü, buz dağının tepesi.
Aşk, düz bir çizgi halinde olmayan karmaşık bir duyguydu. Dalgalar halinde ve yukarı aşağı döngülerle işlerdi. Kalp kırıklığı ve ihanetin ortasındayken bile bir şekilde var olabilen acayip bir histi.