Yani yalnizca disi ağrıdığı için
inleyen kaba bir köylünün inlemesine benzemez inlemesi; ülkedeki gelismislikten, Avrupa'daki uygarlıktan etkilenmis, duygulanmis, günümüzde dedikleri gibi "topraktan ve halkin özünden" kopmus biri gibi inler.
Varsin güçlü bir bilinci olsun farenin, ama gene de bir fare degil midir? Oysa burada insan, dolayisyla da... falan filan. Önemli olan, onun kendisinin de bir fare oldugunu kabullenmesidir.
Örnegin, gururuna aşırı düskün biriyim ben. Bir kambur, bir cüce kadar kuruntulu, alinganim; ama dogrusunu isterseniz, öyle anlarim olmustur ki, biri bana tokat attiginda, buna sevindigim bile olmustur. Çok ciddi söylüyorum bunu: Sanirim, bunda da bir çesit zevk,
yani umutsuzluk zevki buluyordum. Çünkü umutsuzluklarda zevklerin en yakıcısı bulunabilir .Özellikle, durumunun caresizliginin tam anlamiyla bilincindeyse insan...
Ben yalnızca huysuz olmayı değil,hiçbirşey olmayı da beceremedim.Ne huysuz ters biri olabildim,ne iyi,ne aşağılık ne dürüst,ne kahraman,ne de bir böcek...