«- Bütün zaman ve mekânın Peygamberi, zaman ölçüsüyle sonuncuyken, O'nun her şeyden ve herkesten evvel nebîlikle sıfatlandırılmış olması, takdir bakımındandır; icap bakımından değil... Zira, kimse dünyaya gelmedikçe mahlûk ve mevcut olmaz. Böyleyken, O, Allah'ın takdirinde bütün Peygamberlerin başı, vücuttaysa sonudur. Nasıl ki, saray bina etmek isteyen mimar, yapıyı daha evvel kafasında çizgilendirir ve sonra onu dilediğı vakit dış âleme ve maddeye aksettirir. Allah'ın Sevgilisine ait nebîlik kıdemi de böyledir ve takdir yönündendir.»
“Êvar e. Bihareke rengîn li dar e. Ji rojan, rojeke xweş û geș e; duşem e, şemî ye, în e, yekşem e, kijan roj e îro nizanim, lê ji êvaran êvara Newrozê ye û bi ser de jî bihar e, dil piçeki har e, aramiyê xwe li gerdûnê pêçaye.”
Yâ Alî! Bir kimseden bir hâcet isteyeceğin zemân Âyet-el kürsî oku; sağ ayağını ileri koy. Yâ Alî! Yedi kimse benim ümmetimden Cennete girerler: 1– Tevbe eden yiğit [genç]. 2– Sadakayı gizli veren kimse. 3– Harâmı terk eden ve Duhâ nemâzını kılan kimse. 4– Malının gitmesine râzı olup, imâm ile bir vakt nemâzının gitmesine râzı olmayan kimse. 5– Allahü tebâreke ve teâlâ hazretlerinin havfından [korkusundan] gözleri yaş ile dolan kimse. 6– Ulemâ-ilhak ile oturan kimse. 7– Bir mü’mine muhabbet eden ve Allahü teâlâ için ikrâm eden kimse.
Yâ Alî! Yemeğe tuz ile başla. Sonunda da tuz ile bitir. Tuz, ölüm hâric, yetmiş derde devâdır. Yemeklere çörek otu koy. O da ölüm hâric, her derde devâdır.
Yâ Alî! Her kim her gün yirmibeş kerre (Estagfirullahe lî ve li vâlideyye veli-cemî’il mü’minîne vel mü’minât vel müslimîne vel müslimâti innehû mu’cîbüt de’avât) derse, Allahü tebâreke ve teâlâ o kimseyi kendi dostlarından yazar.
Yâ Alî! Her kim her gün on kerre (Lâ ilâhe illallahü kable külli ehadin ve lâ ilâhe illallahü ba’de külli ehadin ve lâ ilâhe illallahü yebka rabbünâ ve yefnâ ve yemûtü küllü ehadin) derse, göklerde hiçbir melek kalmaz; illâ ona bin kerre istigfâr ederler.
Yâ Alî! Her kim hergün yirmibir kerre (Allahümme bârik lî fil-mevti ve fî mâ ba’det mevti) derse, Allahü teâlâ ve tekaddes hazretlerinin ona dünyâda verdiği ni’metleri hesâbsızdır.
Yâ Alî! Her gün on kerre (Elhamdülillah kable külli ehadin ve elhamdülillahi ba’de külli ehadin velhamdülillah yebka rabbünâ yefnâ küllü ehadin velhamdülillahi alâ külli hâlin) derse, Allahü teâlâ ve azze ve celle o kimseyi büyük günâhı olsa da afv eder.
Yâ Alî! Her kim benim üzerime her bir gün ve her bir gecede yüz kerre salevât getirse, ona şefâ’at etmek, büyük günâhı olsa da, bana vâcib olur. Bu cümlede bütün müslimânlara nasîhat vardır.