Bizim gibileri, yani çiftliklerde ırgat olarak çalışanlar, dünyanın en yalnız adamlarıdır. Aileleri yoktur. Hiçbir yere ait değildirler. Çiftliğin birine kapılanır, kısmette ne varsa cebe indirirler. Sonra kente gidip o paranın dibine darı ekerler. Bundan sonra yapacakları ilk iş, başka bir çiftliğin kapısını çalıp kuyruk sallamak olur. Hayattan bekledikleri hiçbir şey yoktur.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
"Kitaplar bir halta yaramaz. İnsanın birine ihtiyacı vardır, birine yakın olmak ister." İnler gibi devam etti. "Kimsesi yoksa delirir insan. Kim olduğu hiç önemli değildir, yeter ki yanında biri olsun. İnanın bana, insan fazla yalnız kaldı mı, hastalanır."
Lennie sordu:
"Neden istemiyorlar senin gelmeni?"
"Zenciyim diye. Orada hep iskambil oynarlar, ama ben oynamam, çünkü ben zenciyim. Leş gibi de kokarmışım. Ben sana bir şey söyleyeyim mi Lennie? Asıl siz leş gibi kokuyorsunuz."
“Ama,” dedi, “atom bombası gibi bir şeyin yapımına yardım etmiş bir adam nasıl masum olabilir? Üstelik dünyanın en iyi kalpli, en güzel kadını olan eşi sevgisizlikten ve anlayışsızlıktan ölürken kılını bile kıpırdatma zahmetine girmeyen bir adamın üstün bir kafaya sahip olduğunu nasıl söyleyebiliyorsunuz...”