O katıksız ataerkil toplumun ortasında, o eleştirilerin karşısında şeylere kendi bildikleri şekilde çekinmeden tutunmak nasıl bir yetenek, nasıl bir haysiyet gerektirmiş olmalı. Bunu bir Jane Austen yapabildi, bir de Emily Brontë. Bu da başarılarından bir başkası, belki de en büyüğü. Onlar kadınların yazdığı gibi yazdılar, erkeklerin yazdığı gibi değil.
Şimdi ne mutluyum ne de mutsuz.
Her şey geçip gidiyor sadece.
Şimdiye kadar can pazarındaymış gibi yaşadığım “insanların” dünyasında tek hakikat bu.
Her şey geçip gidiyor sadece.