- Kralına karşı haklı olan bir vekil, kocasına karşı haklı olan bir kadın, subayına karşı haklı olan bir nefer; bunların hepsi iki kat cezaya çarptırılmaz mı? Zayıflar için, haklı olmak bir suçtur.
- Mutlusun sanıyordum.
- Az bulunur bir mutluluk yaşadım, onu böyle hiç bozulmadan bırakmak istiyorum ki, ileride yeniden hiç bozulmamış bir halde kavuşabileyim. Seni şaşkınlıkla, aşkla seyretmekten hiç usanmıyorum. Bizi kuşatan kalabalığın bu bakışlarımı değiştirmesini istemiyorum. Yazın uzaklaşıp kışın yeniden bulayım seni.
Anlamadığın bu işte! Bu Şah'tan nefret ediyorum, iğreniyorum, ama ben ona karşı savaşmıyorum. Bir zorba karşısında kazanılacak zafer nihai amaç olamaz; İranlılar özgür insanlar, bizim deyimimizle Adem oğulları olduklarının bilincine varsınlar, kendilerine, kendi güçlerine inansınlar, bugünün dünyasında kendilerine yeniden bir yer bulsunlar diye savaşıyorum ben. Burada başarmak istediğim de bu. Bu kent Şah'ın ve mollaların vesayetini reddetti, büyük devletlere meydan okudu, gönülden insanların dayanışmasını ve hayranlığını kazandı her yerde. Tebrizliler kazanmak üzereydi, ama kazanmalarına izin verilmiyor, çünkü bu örnek herkesi fazlasıyla korkutuyor, aşağılamak istiyorlar onları. Bu gururlu halk şimdi ekmeğini kazanabilmek için çarın askerleri önünde eğilmek zorunda kalacak. Sen ki özgür bir ülkede, özgür bir insan olarak doğmuşsun, beni anlamalıydın.
Başrahibin yanında, bana "Hayyam bir sarhoş ve dinsizdi!" diye bağırdı. Ben de şu cevabı verdim: "Siz böyle demekle Hayyam'a hakaret etmiyor, tam tersine sarhoşluğu ve dinsizliği övmüş oluyorsunuz!" Başrahip az kaldı sinirinden boğulacaktı.