İnsanlar sevmedikleri insanlardan, benimsemedikleri ideolojilerden de öğrenebilir ve değerli olan da budur. Saygı duyacaksınız, sevmek de şart değil. Herkese tahammül etmek zorundasınız. İsmet Paşa düsturudur bu. Zaten bir noktadan sonra benzer zihinlerle bir arada durursanız ufuk daralır, öğrenmek biter. Nicolas Boileau’nun lafıdır; “Ahmak kendine hayran bir başka ahmak bulur.”
Bir yere hızla gelebilirsiniz ama özellikle de bizim gibi toplumlarda ne oldum demeden küt diye de inebilirsiniz. Kariyerlerin oturmadığı, oturmuş kariyerlerin bile dağıldığı bir yer Türkiye. Buraya gelir ve gidersin. Akıllı biriysen şayet, Türkiye’de bir yere geldiğin zaman bavulunu bir kenara kaldırmazsın.
Hangi sınıftan, hangi gruptan gelirse gelsin; dünyaya mutlu bakmak insanların hakkı ve görevidir. Bu çok önemlidir.
Hayata iyi bakacaksınız, her zaman bir çıkar yol araştıracaksınız, olayları iyi yönünden görmeye çalışacaksınız. Bu; “Eleştirilerinizi yapmayın, itirazdan kaçın,” anlamına gelmez ama sağlıklı düşünmek için iyimserlik de gerekir.
Çok açık ki insanın gözünü, hafızasını eğitmesi elzemdir. İnsan teknolojiyi kendine uydurmalıdır. Ondan öğrenmeyi hedeflemek doğru değildir; teknoloji sizin müridiniz olamaz, siz onu kullanırsınız.