Gelecek ne getirir, bilemiyoruz ama insan dil öğrenme yeteneğinden vazgeçmemelidir. Üstelik dil öğrenmek, teknolojinin imkânlarından faydalanmaya engel değildir; öğrendikçe teknolojiye hâkimiyet de gelişir. Bilgisayar çağına adım atmakla uygarlığın mirasından el çekmek gerekmez. Aksi takdirde zavallı bir robot olursunuz.
Zira dil öğrenmek sadece derdini anlatacak sözcükler öğrenmekle açıklanacak bir faaliyet değildir. Dil, düşünmek demektir. Farklı bir dili öğrenmek, düşünceyi geliştirir. Dile hâkimiyet arttıkça düşünme kapasitesi de artar. Farklı diller öğrenmek de bunu geliştirir. İnsanı insan yapan düşünmedir, dilimizdir. Çok açık ki ileride dil öğrenme oranı düşerse düşünme yeteneği de azalacaktır. Konuşmanın letafetini, dilin getirdiği düşünme formlarını kaybedersen basitleşirsin; burası açıktır.
Çıtayı düşürmemek… Bugün birinci ödevimiz bu. Mutluluğu talep ederken de, onu görev bilirken de, kendimizi inşa ederken de, hayatın ölçüsünü ararken de… Aksi takdirde, “düşük beklentiler hapishanesi”nden kurtulamayız.
Çıtayı düşürmemek… Bugün birinci ödevimiz bu. Mutluluğu talep ederken de, onu görev bilirken de, kendimizi inşa ederken de, hayatın ölçüsünü ararken de… Aksi takdirde, “düşük beklentiler hapishanesi”nden kurtulamayız.