"Ama şerefim için tek başıma
savaşırsam Hektor'a, Troyalılara karşı,
bir sürü düşman saracak dört yanımı,
tolgası ışıldayan Hektor tekmil Troyalıları getiriyor buraya.
Ama yüreğim ne diye tartışıyor bunları?
İnsan tanrının saydığı bir adamla
kalkışırsa tanrı buyruğuna karşı savaşmaya,
ossaat büyük bir bela gelir başına."
"Hani Patroklos, yıkıp yok edecektin ilimizi,
Troyalı kadınları hür günlerinden yoksun bırakacaktın hani,
alıp götürecektin onları gemilerinle sevgili baba toprağına!
Aptal, işte karşında Hektor'un hızlı atları,
öne atılıyorlar işte savaşmaya,
kargı atmada Troyalılar arasında üstünüm ben,
ölüm gününden korurum onları,
ama akbabalar didik didik edecek seni burada."
"Patroklos gürültüyle yere yıkıldı,
büyük bir yas girdi Akha ordusuna,
yılmaz bir yabandomuzunu bir aslan nasıl alt ederse savaşta,
dorukta hırsla dövüşürlerse nasıl,
incecik bir pınardan su içmek ister ikisi de,
aslan zorla hakkından gelir soluyan domuzun;
Priamosoğlu Hektor da işte böyle tepeledi bunca yiğidi öldüren Menoitios'un saldırgan oğlunu,
yakından vurdu onu kargısıyla."
"Kebriones'in çevresinde dövüştüler iki aslan gibi,
vurulmuş bir geyik uğruna, bir dağ doruğunda,
nasıl kıyasıya dövüşürse iki aslan,
ikisi de aç, çarpışırlar hırsla, çalımla;
Kebriones'in çevresinde öyle dövüşüyordu iki savaş ustası.
Menoitiosoğlu Patroklos'la ünlü Hektor yanıyorlardı
amansız tunçla parçalamak için birbirlerinin etini."
"Öylesine korkunçu ki Troyalıların naraları,
ne insafsız Boreas'la kabaran denizin dalgaları
karaya çarpınca gümbürder bu kadar,
ne dağlarda tutuşan bir ormanda cayır cayır yanan ateş bu kadar gürültü yapar,
ne de yüksek yapraklı meşe ağaçlarında azgın rüzgar uğuldar bu kadar."