Özellikle çocuk kitapları alanında eserler veren Ömür Kurt'un tek romanını bitirme fırsatı buldum. Çocuk kitapları konusunda bir fikrim olmasa da maalesef romanını çok beğenemedim. Konudan bağımsız konuşuyorum. Genel hatları ile ele alacak olursam;
Kırıkkale'de Gülcemal adıyla hayatına devam eden başrol atımız Milli Mücadelede seferberlik nedeniyle gözü yaşlı, küçük sahibi tarafından orduya verilir. Gülcemal'e bakan bir daha batar öyle güzel bir at olarak tanımlanıyor. Böylelikle Gülcemal'in de Milli Mücadele günleri başlıyor. Ta ki kendisine verilen bütün görevleri bitirip artık dinlenmek için savaş sonunda Niğde'de bulunan Nalbant okuluna kadar...
Uzun uzun sürecinden bahsetmeyeceğim.
Şöyle ki kitabın konusunun Gülcemal olmasını beklerken (sonrasında adı hep Karayel olarak biliniyor) kitapta genel olarak onun sahiplerinin öyküsünü dinliyoruz. Milli mücadele derine inmeden anlatılıyor ancak anlatımda o duygusallığı ben yakalayamadım. Kitabın bir atın bakış açısından anlatılmasını geçtim Karayel çok az kısımda yer alıyor. Milli Mücadele esnasında atların vermiş olduğu mücadeleden, fedakarlıktan bahsedilmek istenmiş, çok da güzel bir amaçla yola çıkılmış ancak ben o duyguyu yakalayamadım. Sadece son kısımdaki Niğde'deki Nalbant okuluna ayrılan birkaç sayfayı beğendim. Keşke o daha uzun olsaydı. Gerçekten uzun uzun Karayel'i okumak isterdim.
Konu çok hassas olduğu için daha uzun yazmayacağım. Sadece kitabı okuduğum süre boyunca aklımdan bunlar geçti ve doğrusu biraz da zorlanarak bitirdim kitabı. Ortada büyük bir emek var, çok araştırma yapılmış belli. Ancak dediğim gibi ben o duyguyu yakalayamadım.
Emeği geçenlerin eline sağlık.
İlber OrtaylıGazi Mustafa Kemal Atatürk
YAŞA MUSTAFA KEMAL PAŞA YAŞA!
Öncelikle şunu belirtmek isterim. Kitap için kimileri çok yüzeysel, daha iyi biyografi kitapları var diyenler olmuş. Muhakkak daha iyi biyografi kitapları vardır ama bu kitabı İlber Ortaylı zaten torunu Deniz Ali ve arkadaşlarına ithaf etmiş. Belki de onlar için başlangıç kitabı olsun istemiştir. Bu sebeple yüzeysel değil, ağır akademik bir dilden ziyade sürükleyici bir roman, bir sohbet havasında yazılmış.
Kurucu önderimiz, Başkomutan Mustafa Kemal Atatürk'ü aile köklerinden, ilk gençlik yıllarından, askeri eğitimine kadar anlatır. Sonrasında tarihsel arka planıyla Trablusgarp, Balkan Savaşları, Sofya günleri gelir. Cumhuriyet'e giden zorlu yolda Milli Mücadele günleri, Kurtuluş Savaşı ve askeri başarıları anlatılır.
Kitabın son bölümünde ise, Atatürk'ün kişisel özellikleri, bir lider olarak vizyonu ve dünya hafızasındaki yeri ele alınır.
Kolay anlaşılır tarih anlatımıyla Atatürk'ü yakından tanımak isteyenler için ideal bir kitap..
Birkaç alıntı;
"Atatürk'ün anne ve baba tarafı Balkanlar'a yerleştirilmiş Yörük Türkmenlerdendir."
"Bu toplumda Atatürk'ü zihinlerden silmeye çalışmak bir lükstür, lüzumsuz çabadır."
İyi ki TÜRK olarak dünyaya geldim ve iyi ki MUSTAFA KEMAL ATATÜRK gibi bir liderim oldu.
NE MUTLU TÜRK'ÜM DİYENE!
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Millî Mücadele'nin başladığı döneme dair okunacak ilk kitaplardan, üstelik o günleri yaşayan kişinin kaleminden. Mazhar Müfit Kansu'nun hatıratı devirle ilgili en çok atıf alan eserlerdendir.
Kitabı yıllar önce okumuştum ancak şimdi inceleme yazmak istedim. Romanı okurken en çok sarsan şey, vatanı uğruna kolunu kaybetmiş gazi bir Türk subayının öz vatanında, öz halkı tarafından bir "yabancı" yani bir "Yaban" olarak ilan edilmesi oldu.
Ahmet Celal ne kadar milliyetçiyse, köylü de bir o kadar toprağına ve kendi küçük dünyasına bağlı. Benim bu kitapta gördüğüm en acı gerçek, cephede kazanılan askeri zaferlerin, zihinlerde bir birlik yaratmaya tek başına yetmediğidir. Köylü için Ahmet Celal; gazeteleriyle, felsefesiyle ve idealleriyle onların sömürülme düzenini bozan bir yabancıdan ibaret.
Ahmet Celal suçu sadece köylüye atmayı bırakıp, "Bunun sorumlusu sensin Türk aydını!" diyerek bir özeleştiride bulunuyor. Olayları birinci tekil şahıs ağzından okumak da, karakterin iç dünyasındaki yalnızlığı ve hayal kırıklıklarını çok daha yakından hissetmemi sağladı.
Bence Yaban, sadece 1920'lerin Anadolu'sunu anlatan eski bir roman değil; bugün bile aydın kesim ile halk arasındaki o görünmez duvarları anlamak için dönüp dönüp okunması gereken zamansız bir kitap. Kitap özeti ise şu şekilde.
Ahmet Celal, I. Dünya Savaşı'na yedek subay olarak katılmış ve bu savaşta sağ kolunu kaybetmiş genç bir Türk aydınıdır. Savaş bittikten sonra memleketi olan İstanbul İngilizler tarafından işgal edilince, Ahmet Celal hem ruhen hem de bedenen büyük bir yıkım yaşar. İstanbul'da kalmak istemez. Kendisine hayran olan ve savaşta emir erliğini yapan Mehmet Ali’nin davetini kabul ederek, onun Eskişehir sınırlarındaki Porsuk Çayı kenarında bulunan ücra köyüne yerleşmeye karar verir.
Ancak Ahmet Celal'in hayalindeki fedakar, bağrına basan Anadolu köylüsü imajı, köye adım atar atmaz yerle bir olur. Köylüler onun şehirliliğini, giyimini, konuşmasını ve kopuk kolunu garserler. Ona sevgi ya da saygı
"Ah Ataturk; ah, Mustafa Kemal"
Harika bir kitapla geldim.#kurtuluşagidenyol çocuklar için özenle derlenmiş bir tarihi kitap. Tarihimizde belli bir dönemi, Mustafa Kemal'in milli mücadele yolculuğunu anlatıyor.
Beşinci sınıf öğrencisi Ülkü' ye tatil ödevi olarak Atatürk'ün hayatını araştırma görevi verilmişti. Ülkü çok şanslıydı çünkü komşusu Mustafa amca gençliğinde Mustafa Kemal ile mücadele etmişti. Mustafa amcanın Ülkü' ye verdiği notlarla o günlere gidiyor, bir kez daha bu ülkenin ne şartlar altında kurulduğunu hatırlıyoruz.
Anlıyoruz ki vatandan başka sevgi bilmeyen kahramanlar sayesinde bu cumhuriyet kuruldu. Kurtuluşa Giden Yol' u tüm çocuklar okumalı ve bilmeliler ki " Biz bugün özgürsek, bir zamanlar ödünç elbiseyi giyerek, yola çıkan Mustafa Kemal Paşa sayesindedir."
Yazar, her yaşta çocuğun anlayabileceği bir dil kullanmış ve 150 sayfa da bir dönemi çok güzel özetlemiş. Resimler de bu tarihi anlatıma renk katmış, çocukların okurken o günleri zihinlerinde canlandırmalarına kolaylık sağlayacak.
Reklam değil #okuduklarımıpaylaşıyorum
Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun Milli Mücadele anılarını, ilerleyen tarihte yazmış olduğu bir eseri. Kitap işgal günleri bulunduğu İsviçre’den başlayarak İstanbul ve Ankara günlerini kapsıyor. Kitap içerisinde bahsettiği konular hakkında zamanında yazmış olduğu gazete yazılarını da vererek konunun canlılığını sağlamaya çalışmış. Güçlü bir kalem tarafından şahit olduğu anıları kaleme almak okur açısından da Milli Mücadele günlerinde Türk’ün zor anlarını, çıkmazlardan nasıl kurtulduğunu anlamak açısından önemli.