Akif marşı yazmaya karar verdikten sonra büyük bir heyecan ve sekr halinde geçen bir iki gün içinde ilk halini kaleme aldı, son şeklini 17 Şubat 1921 gününde verdi. Daha Meclis'te görüşülüp kabul edilmeden üç yayın organında; Sebilürreşad, Hakimiyet-i Milliye ve Kastamonu'da çıkan Açık Söz'de neşredildi. Meclis'te okunma ve büyük bir tezahürat ve heyecanla kabul edilme tarihi 12 Mart 1921'dir. Milli Mücadele'nin zaferle sonuçlanmasına daha birbuçuk yıl gibi uzun bir zaman varken İstiklâl Marşı erken bir zafer müjdesi gibi algılandı, öyle benimsendi. Doğacaktır sana vadettiği günler Hakk'ın Kim bilir belki yarın, belki yarından da yakın Peyami Safa'nın, "İstiklâl [Marşı] manzumesinin sesi, düşmandan İzmir'i alan büyük kuvvetler arasındadır" sözü bir hakikatin ifadesidir.¹⁷¹ O günleri yaşayanlar arasında buna benzer başka beyanlar da vardır¹⁷².
Sayfa 128 - İstanbul Zaim Üniversitesi Yayınları
Tarih
Hüseyin İnan'ın Savunması - Avukatlar Özellikle Okumalı!
Alevi olmam dolayısıyla arkadaşlar arasında “Dede” takma adıyla çağırılırım. İşlemiş bulunduğumuz suçlar oldukça ağır cezalar gerektirmektedir ancak hiçbir surette TCK’nın 146. maddesine girmezler. İfadelerde Rıfkı ismi geçmektedir. Bu aslında Alpaslan Özdoğan’dır. O zaman ismini yani gerçek ismini söylememiştim; zira henüz sağdı ve yakalanmamıştı. Nihat Çokyüce’nin arabasını alma olayında da Sinan Cemgil değil, Alpaslan Özdoğan yanımda idi. Nihat Çokyüce’nin ifadesindeki teşhis kısımları da dikkate alınırsa, hadiseler yanımdaki şahsın Alpaslan Özdoğan olduğunu meydana çıkarır. İfadelerimin birinde sosyalizm ihtilali, ayrıca halk ihtilalinden sonra kademe kademe proletarya diktatöryası ve dolayısıyla komünizme geçiş şeklinde beyanlar doğru değildir, bunları kabul etmiyorum. Yanlış zapta geçmiş. Ayrıca Muammer Aksoy’la pazarlık konusunda konuşmaya gittiğimde, gittiğim saat zapta yanlış geçmiş, 07.30 sıralarında gitmiştim. İfadelerimin diğer kısımları doğrudur. Hadiseler başladığında Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan, Sinan Cemgil’in isimleri emniyetçe biliniyordu. Alpaslan Özdoğan beraber olduğumuz hâlde henüz deşifre edilmemişti. Bu bakımdan onu gizledim ve bidayette Sinan Cemgil’in ismini verdim. Nasılsa Sinan Cemgil biliniyordu. Bu maksatla Sinan Cemgil’i söylemiştim. Ayrıca Sevim Onursal’ın evinde icra takibine gelen vazifeliler içeriye girdiklerinde Kor Koçalak tek başına idi, bilahare dışarı çıktı, arkasından ben, Yusuf ve Sevim Onursal evden çıktık. Biz hep beraber evi terk ettiğimizde adamlar daha bağlanmamıştı. Ve yine dört Amerikalının kaçırılmasında Mete Ertekin’i ben çağırdım. Evvela Amerikalıları kaçırdıktan sonra bir kısmımız vasıta ile, bir kısmımız da yaya olarak dönmeyi düşünüyorduk. Sonradan fikir değiştirdik. Yusuf başka bir araba buldu, o zaman bir
Sayfa 317 - İtalik Yayınları·Kitabı okudu
Alıntı
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
''Savaş devam ettiği halde karşısında bulunduğumuz en büyük tehlike, her taraftan çürüyen büyük saltanat binasının bir gün içten, birdenbire ve hep birlikte çökmesi ihtimalidir.'' Mustafa Kemal Atatürk
Alıntı
Büyük Tarruz'un Son günleri
Bozgunun son bölümünde Yunanlıların kaçışı o kadar hızlanmıştı ki, cesur Türk süvarileri, düşmanla temas kuramaz olmuştu. :):)
Sayfa 556 - David Walder Çanakkale Olayı Kitabı syf 206-208·Kitabı okudu
Tarih
Oturduğum yerden geziyorum...
24 Ocak 1921, Çerkez Ethem’in kuvvetleri büyük bir çatışma olmadan dağıtıldı. ​Yine aynı gün; Gazeteci Uğur Mumcu (1993) ve Diyarbakır Emniyet Müdürü Gaffar Okkan ile dört koruması, şoförü (2001) haince öldürüldüler... ​Gidin Direksiyon Binası’na. ​Dönerek tırmanan mermer basamakları çıkın. ​Çıkarken acele etmeyin. ​Belki de Milli Mücadeleyi bitirecek bir çatışmanın bu basamaklarda duranlarca engellendiğini düşünün. ​Daha güzel ülke olma yolunda Mumcu ve Okkan gibi kaybettiklerimizi anın. ​Neleri engellediklerini, bizlere neler kazandırdıklarını hiç bilemeyeceğimiz tüm şehit ve gazilerimizi, ​Astsubay Ömer Halisdemir’i, ​Trafik Polisi Fethi Sekin’i unutmayın. ​Artık ikinci kattasınız. ​Odalardaki sadelik dikkatinizi çekecek. ​Önünüzdeki odadaki yatağa bakın. ​Fikriye Hanım’ın resminin olduğu diğer odayı da mutlaka görün. ​Hoş bir gülümsemeyle fark edeceksiniz ki, odayı artık karpuz şişeli petrol lambası aydınlatmıyor. ​Olsun.
Sayfa 24·Kitabı okudu
XX. yüzyılda Azerbaycan Türklerinin tarihinde hayli sevinçli günleri olmuştur. Bu günlere misal olarak Yakın ve Orta Doğuda Müslüman ve Türk Dünyası'nın ilk defa halkımız tarafından oluşturulan Azerbaycan Cumhuriyeti'nin mevcut olduğu (1918-1920) ile Sovyet işgalinden kurtarıldığı (1991) gösterilebilir. Tarihimizdeki bu gibi günler tesadüfi olmadığı gibi kimse nin hediyesi de değildir. O yıllarda çekilen acılar ve çetin milli mücadele neticesinde olmuştur. XX. yüzyılda milli hakları uğrunda mücadele eden halkımız mutlu günlerle beraber, birçok facia ile de karşılaşmıştır. Halkımızın karşılaştığı bu tür facialardan biri de 1992 Şubat'ında olan Hocalı soykırımıdır.
Sayfa 21·Kitabı okudu