Kur'an-ı Kerim Okumanın Sevabı
"Kur'an'dan tek bir harf okuyana bile sevab vardır. Her hasene (harf okuyuşu) on misliyle değerlendirilir. Ben "Elif, Lâm, Mim" bir harftir, demiyorum. Aksine Elif bir harf, Lâm bir harf, Mim de bir harftir'. (Tirmizi, Sevabu'l-Kur'an, 16). Yani 'Elif, Lâm, Mim' diyen kimse otuz sevab kazanmış olur.
Kur'an-ı Kerim
Ve aşk;
Mim (م) durağına rastlamak gibiydi. Geçilmesi memnu,durulması muhakkak.
Alıntı
Reklam
Enbiya 87-88
"Lâ ilâhe illâ ente sübhâneke, innî küntü mine'z-zâlimîn" "Senden başka hiçbir ilâh yoktur. Seni bütün noksanlıklardan tenzih ederim. Şüphesiz ben kendine yazık edenlerden oldum." Rivayete göre Hz. Yunus'un peygamber olarak gönderildiği Ninova şehrinde, halkın kendisiyle alay etmesinden dolayı Allah'ın iznini almadan bir gemiye binmesi üzerine gemi batma tehlikesi geçirmiştir. Çekilen kura sonucunda Hz. Yunus Peygamber denize atılmış ve bir balina onu yutmuştur. Balinanın karnında ettiği bu dua sonrasında balina onu kusmuş, Yunus Peygamber baygın hâlde dalgalarla sahile vurmuş ve orada bir kabak yaprağı ile korunmuştur. Bu duanın evlere asılması gelenek hâline gelmiştir. Yazının cinsi Celi Sülüs'tür. İmza (ketebe) kısmında "Ketebehû nemekahû Mehemmed Emîn gufire leh" (Ona mağfiret olunsun, Muhammed Emin yazdı ve karaladı) ibaresi yer alır. Burada "mim" harfinin bulunmasının sebebi; eski Kûfî yazıda kaf, fe ve mim harflerinin birbirinin aynısı olarak yazılması, dolayısıyla bunları birbirinden ayırt etmek, simetriyi sağlamak ve boşluğu doldurmak amacıyla yazılmasıdır. Bu, eskiden kalma bir gelenektir. Sanatçı boşlukları doldurmak için "he" harfini de kullanmıştır. Etraftaki hâlkarla koyudan açığa doğru bir gölgeleme usulüyle süslemeler yapılmıştır. İçerideki kesintisiz, sürekli birbirinin devamı olan dallar ise Rumi motifidir.
Hat Sanatı
30 MAYIS 1924 - Fikriye Hanım'ın Ankara'da intiharı. Ve Mustafa Kemal'in kendisi için yazdığı şiiri: "İçsem de bir kadeh hayat iksirinden, zamansız ayrıldım, bilinsin Fikriye’den. Bıkmadım ki doyayım o narin ellerinden, Ümmid-i aşkım saracak seni, cefakâr teninden." Fikriye Hanım, Münih'ten İstanbul'a döndükten sonra, Atatürk'ün Ankara'ya gelmesine izin vermemesi üzerine kısa bir süre İstanbul'da kalmış, daha sonra Gelibolu'ya giderek, eskiden tanıdığı bir ailenin evinde bir sene kadar misafir edilmiştir. Ancak 1924 yılı mayısının sonlarında, başkasına ait bir nüfus cüzdanını kullanarak Gelibolu'dan İstanbul'a, oradan da Ankara'ya gelmeyi başarmış, 30 Mayıs günü Atatürk'le görüşmek üzere Çankaya'ya gitmişti. Köşke varışında bu arzusunun yerine getirilemeyeceği kendisine söylenildiği zaman, geri dönmek üzere -beklemekte olan- payton'a binmiş, payton'da, yanında taşıdığı tabanca ile intihar etmiştir. Fikriye Hanım’ın intiharı Latife Hanım biz gençlere diyor ki: “ATATÜRK, MİLLETİNİ ÇOK AMA PEK ÇOK SEVİYORDU. HAYATINI TÜRK MİLLETİNE ADAMIŞTI. SEVİLMEYİ DE AYNI DERECEDE İSTİYORDU. SİZ GENÇLER, O’NU SEVMEK, O’NU SEVDİRMEK İÇİN MÜTEMADİYEN O’NDAN BAHSEDİNİZ, O’NA DAİR YAZINIZ.” FİKRİYE HANIM’IN İNTİHARINI ATATÜRK’ÜN ENİŞTESİ MUSTAFA MECDİ BEY’İN HATIRATINDAN DİNLEYECEĞİZ: —“ Benim bildiğim ve gördüğüme göre, ATATÜRK ‘ün şahsi sebeplerde en çok üzüldüğü, müteessir olduğu olay, FİKRİYE ‘nin intihar edişidir. Bizim ailece FİKRİYE dediğimiz bu çok güzel hanım, ATATÜRK ‘ün üvey babasının erkek kardeşinin kızı olmak dolayısıyla, bilhassa ZÜBEYDE Hanım’ı sık sık ziyarete gelir, AKARETLER ‘deki evimizde günlerce misafir kalır ve bu arada MUSTAFA KEMAL PAŞA ’yı da bir ağabey gibi sever, sayar, her hizmetinde bulunurdu. Hele nikâhlanarak birlikte gittiği bir MISIR ‘lı ile harem
Mustafa Kemal'in emriyle Anadolu'ya silah kaçırmak için İstanbul'daki gizli cemiyete katıldı. Yakalanınca: Tüm dişleri çekildi. Tüm tırnakları söküldü. Ayak tabanına çivi çakıldı. 22 gün darp edildi. Buz dolu havuzda çıplak bekletildi. İdama mahkum edildi. Ama asla konuşmadı. Kara Salih Çavuş'un hikayesi Siirt'te başlıyor. Hiperaktif, hareketi, kabına sığmayan zeki bir çocuk olmasına rağmen, kendi deyimiyle "sakalı uzun aklı kısa" hocasından arkadaşları önünde dayak yeyince onuru kırılıyor. Okulu bırakıyor. Bir daha da gitmiyor. İlerleyen yıllarda Balkan Savaşları'na gönüllü olarak katılıyor. Dünya Savaşı çıkınca er olarak Çanakkale'de görevlendiriliyor. Mustafa Kemal'le yolları ilk defa orada kesişiyor. Onun emrinde Arıburnu'nda süngü hücumu yapıyor. Onu o kadar sevmişti ki, "Öl dese ölürdüm" diyor. Kara Salih Çavuş'un kaderi 1916'da gönderildiği Sina cephesinde değişiyor. Çanakkale'den beri yanından ayırmadığı silahının kabzası bir gün bozuluyor ve tamire veriliyor. Atış talimi sırasında yeni silahından şikayet ediyor. Komutanı sebebini sorunca "Kurşunu hedefe vurmak için nefsime güvenim var amma buna yok" diyor ve meseleyi anlatıyor: Çanakkale'den beri kullandığım, huyunu suyunu bildiğim silahımda bir bozukluk olmuştu.
EDEBİYAT DÜNYASI'NDAN KISA KISA DUYURULAR...
EDEBİYAT DÜNYASI'NDAN KISA KISA DUYURULAR... NAZIM HİKMET İZMİR'DE YAPILACAK BİR ETKİNLİKLE ANILACAK... KERİM ÖZBEKLER GAZETECİ-YAZAR-ŞAİR 3 Haziran 2026 Çarşamba günü, saat.18.30'da;Kültürpark Nazım Hikmet Anıtı önü Konak-İzmir adresinde, İzmir Büyükşehir Belediyesi ile Konak Belediyesi'nin birlikte organize ettiği bir etkinlik tertip edilmiştir. Nazım Hikmet'in aramızdan ayrılışının 63. yıldönümünde şiir-mim gösterisi-performans ve konuşmalarla Nazım Hikmet anılacaktır. Anma etkinliğine PEN-TYS-BESAM isimli sanat kuruluşlarıyla, İzmir 68'liler Platformu üyeleri de iştirak edecektir. İsteyen herkes, bu etkinliği ücretsiz olarak izleyebilir. **************************************************************************************************** ÖĞRETMEN VE YAZAR HASAN BAŞDEMİR AFYONKARAHİSAR'DA ÖĞRENCİLER İÇİN KİTAP İMZALAYACAK VE SÖYLEŞİDE BULUNACAK... KERİM ÖZBEKLER GAZETECİ-YAZAR-ŞAİR 4 Haziran 2026 Perşembe günü, saat.12.00'de;Şehit Şükrü Karadirek Ortaokulu Afyonkarahisar adresinde, öğretmen ve yazar Hasan Başdemir öğrenciler için kitap imzalayacak ve onlarla söyleşide bulunacaktır. **************************************************************************************************** DİRENİŞİN ADI HAZİRAN KONULU SÖYLEŞİ ANKARA'DA YAPILACAK... KERİM ÖZBEKLER GAZETECİ-YAZAR-ŞAİR 6 Haziran 2026 Cumartesi günü, saat.15.00'de;Teşup Kitabevi-Kocatepe Mahallesi, Hatay Sokak, No.9-A Kızılay-Ankara adresinde, A.Galip-İbrahim Kaygısız ve Süreyya Köle'nin konuşmacı olarak iştirak edeceği bir söyleşi gerçekleştirilecektir. Konu, Direnişin Adı-Haziran'dır. Uluslararası Öykü Günleri Derneği ile Teşup Kitabevi yöneticileri tarafından organize edilen bu etkinliği isteyen herkes ücretsiz olarak izleyebilir, proğramın kolaylaştırıcısı Hilmi
Reklam
Reklam