Erkeğin cahil ve umutsuz olduğu, kadının ekmek için bedenini sattığı, çocuğun kendini eğitecek bir kitabın, kendini ısıtacak bir ailenin yokluğunda acı çektiği her yerde Sefiller kitabı kapıyı çalıp şöyle diyor: Sizin için geldim, sayfalarımı çevirin...
Bir adamı anlatmak: Sayfalar, kitaplar, şeritler dolusu; ya da birkaç tümce, birkaç çizgi... Ne biri yeter, ne öbürü. Belki ikisi de gevezelik. Okuyan karar verir; elbet, kendi hesabına.
Batmak üzere olan güneş ince gövdesinin tam arkasında. Mavi örtülü masanın, açık sayfaların üstüne gölgesi düşüyor. Arkamızdaki duvar, boydan boya sarmaşıklarla kaplı. Çevredeki masaların hepsi bomboş. Kentin ve köprünün uğultusunu duyuyorum yalnızca. Yeniden eğiliyorum, okumayı sürdürüyorum.