• 312 syf.
    ·21 günde·Beğendi·7/10
    Unutma Dersleri yazarın ilk okuduğum kitabıydı. Kullandığı dildeki değişkenlikten etkilenmemek elde değil. Geçişler çoğu zaman yorar insanı fakat burada tersi bir durum gelişti. Okudukça okuyasım geldi. Kısıtlı zaman dilimi ayırdığım bir kitaptı. Uzun soluklu okuma için doğru bir eser seçtiğimi düşündüm ama.

    Kitabı dinlediğimiz ana karakter Feribe’nin büyük hatalarla ve acılarla dolu hayatının bir kısmına dâhil olmak çoğu zaman ilgi çekiciydi. Mazi İmha Merkezi (MİM) adlı bir unutma desteği sağlayan şirketi keşfetmesiyle hayatının detaylarına girdik. MİM enteresan bir şirketti sahiden ama paragözlüklerinin yanı sıra istenen etkiyi yarattıkları da aşikârdı. İzledikleri metotların birçoğunun psikolojide yer aldığını varsaydım okurken. Ama elbette araştırmak gerekli.

    Karakterin yaşamına dahil olurken hayatla ilgili birçok çıkarımını okumak ilginç ve hoştu. Ustalıkla yapılan eleştirilere çoğu zaman hak verirken buluyordu insan kendini. Ya da etiketlemek yerine anlamaya çalışıyordunuz okurken. Sadece karakteri değil kurguya temas eden herkesi. İkili ilişkilerin sayısı bir hayli fazlaydı. Bu da çözülecek ve algılayacak birçok duyu vermekteydi okura.

    Feribe’nin hayatı algılayış şekli, geçmişinden taşıdığı yıkımlar doğru zamanda aktarılmış gibi geldi bana. Kurgu finale kadar gerçekten ilgi çekici ilerlemekteydi. Final kısmına geldiğimizdeyse bir miktar incindim sanırım. Kurgudaki karakterin depresyonunun bireyselliğini üzerinden atıp dünyanın acılarına şahitlik ettiği ve şükretmeyi keşfettiği bir kısım kesinlikle beklemiyordum. Ki buradan sonrasında yapay duyar hissi kaldı damağımda. Evet, bahsedilenlerin gayet farkındaydım fakat gerçekten son kırk sayfada bunlara değinmek gerekli miydi? Bu tarz mevzuların içeriğe serpiştirilme tarzı yaklaşımı sevemedim oldum olası. Belki bundan dolayı gelişti rahatsızlık hali benim için.

    Bunun dışında yine finalle alakalı çeşitli kaygılar taşıdım okurken. Daha iyisi olmalı gibi bir fikriyatım yok. Sadece yanlış yönlendirmelerin ardından bak bu aslında böyle minvalinde gelişen bir son beklememiştim yazardan. Kitabın neredeyse büyük bir kısmını zaten olanı yazıp şaşırtarak gitmişken neden bu şekilde devam ettiğini algılayamadım. Finale dair gerçekten sindirdiğim ve bayıldığım tek detay sesin akıbetiydi galiba.

    Yazarın bizlere bir umut ışığı sunduğunun da farkındayım. Bu tarz titrek parıldamaları her daim sevmişimdir. Lakin ışığı tutma şekliyle barışamadım sanıyorum ki. Lakin yadsınamayacak bir gerçek olarak fikir, kurgunun akıcılığı, içerisindeki imgeler, şarkılar ve akış içerisinde yarattığı atmosfer kesinlikle özgündü diyebilirim.