Lütfen, benim senin için hiçbir anlamım olmayabilir ama ben senelerdir seni biriktiriyorum içimde! Senin yazılarınla uyanıyor, senin yazılarınla geceye karışıyorum. Benim için ne kadar anlamlı olduğunu, asla bilemezsin.
“Henüz beklemeye başlamadık değil mi?” - “Ne demek istiyorsunuz?” - “Eğer başlamasını sağlayabilirsek beklemekten de kurtulabiliriz.” - “Fakat kurtulmayı bu kadar istiyor muyuz?” - “Evet, istiyoruz, hatta sadece bunu istiyoruz.”
“Eğer birlikte bekleseydik her şey değişirdi.” - “Eğer bekleyiş bizim ortaklığımız olsaydı? Ona ortak bir şekilde ait olsaydık? Fakat beklediğimiz de birlikte olmak değil mi?” - “Evet, birlikte.”
Erkek çocuklar sünnetle erkek oluyorlardı, ya kız çocukları?
Kız çocuklar kadınlığa ilk adımlarını nasıl atıyorlardı?
<<İlk adet düğünü>> var mıydı? Elbette yoktu.
Çocukluktan genç kızlığa geçiş gizliydi, ıslaktı, kirliydi.
Keşke bir <<İlk Adet Şenliği>>miz olsaydı. Genç kızlara çiçekler verilseydi, kızlı erkekli oyunlar oynansaydı, birlikte hazırlanmış kır yemekleri yenseydi.
O zaman belki kadınlarımız adet görmelerine <<kirlendim>> demezlerdi.
“Evet, öldüreceğim. Çoktan başladım bile. Öldürmek derken öyle Buck Jones’un tabancasını alıp dan diye öldürmeyi kastetmiyorum. Öyle değil. Kastettiğim onu kalbimde öldürmek. İyiliğini istemekten vazgeçmek. Derken bir gün ölüp gidecek.
-“Sen beni de öldüreceğini söylemiyor muydun?”
“Başta söylemiştim. Sonra seni tersinden öldürdüm. Seni kalbimde doğurarak öldürdüm.”