Charles DickensBir Noel Şarkısı
Scrooge denen herifi öyle bir anlatmış ki adamın pintiliği arşa değmiş resmen. Noel gecesi gelen o hayaletler sayesinde feleği şaşıyor tabi. Adam başta korkudan ne yapacağını şaşırıyor ama geçmişi geleceği derken sonunda hatasını anlayıp pamuk şeker gibi oluyor.
Kitap aslında biraz insan olmayı hatırlatıyor ama bunu o mistik havayla süsleyip önümüze koymuşlar. Neyseki Scrooge'un o eski aksi hallerinden kurtulup herkese hindi dağıtmasına kadar sabredebildik. Güzel ders veriyor ama adamın aklını aldılar resmen.
Jane Austen ablamız bu sefer beni resmen devre kaybına uğrattı. Watson ailesi diye bir eve giriyoruz ama maşallah nüfus müdürlüğü gibi her köşe başından başka bir kardeş fırlıyor. Okurken resmen elimde kağıt kalemle soyağacı çıkarasım geldi çünkü o kadar çok isim ve birbirine benzeyen karakter var ki bir noktadan sonra kim kimin ablasıydı kim kime aşıktı hepsi çorba oldu.
Kitap aslında fakir düşmüş bir soylu ailenin kızlarının o dönemdeki tek kurtuluş yolu olan evlilik peşinde koşmasını anlatıyor. Baş karakterimiz Emma yıllar sonra babasının yanına dönüyor ve pat diye kendini bu koca ailenin ve bitmek bilmeyen dedikoduların içinde buluyor. Ama yazar tam en heyecanlı yerinde kalemini bırakıp gitmiş resmen. Duyduğuma göre babasını kaybettiği o zor dönemde yazmaya başlamış bunu ama sonra ya kendi hayatındaki o maddi sıkıntılar kitaptaki fakirlikle çok benzeştiği için içi daraldı ya da başka bir şeye odaklanmak istedi bilemiyoruz. Resmen hikayenin ortasında kalakaldık kimse evlenemedi öylece havada asılı duruyor her şey. Jane AustenWatson Ailesi