*Namazsızlığın insan hayatındaki en yıkıcı etkisi Muhammedsizliktir ASM./* Namaz dinin direğidir hadisindeki din nedir? İslâmiyettir. İslâmiyet nedir? *Risale-i Nur'un ifadesiyle; Ümmi bir zâtın (A.S.M.) ef'al ve akval ve ahvalinden çıkan İslâmiyet...* Cenab-ı Hakk eğer namaz gibi en büyük ibadet ve emrinde sadece kendisini muhatap alsaydı Kur'an'ın da bazı emirlerde ve yasaklarda yaptığı gibi _namazın her detayını bizzat ayrıntılarıyla Resulullah ASM'ın izahına ve öğretmesine ihtiyaç bırakmadan Kur'an'ında ifade ederdi_ ama bitamamiha etmemiş şuan biz Efendimizin ASM öğrettiği namaza eğer bakmaz isek namaza Allahu Ekber diyerek başlayamıyoruz bile! Çünkü Kuran'da namaza hangi hareket ile ne söyleyerek ve nasıl başlanılacağını açıklayan bir ayet yok. Namaza nasıl başlanır Efendimiz ASM'dan öğrendik çünkü Kuran'da O'na ASM ittati emrediyor. Acaba O'nsuz, Muhammedsiz ASM Namaza başatmayan Cenab-ı Hakk, kendisinin huzuruna gelmeden O'na, Efendimiz ASM'a uğrayıp İslamiyeti ders almamızı namazı ders almamızı, güzel ahlakını ders alamazı murad etmeseydi Kuran'ında detaylıca namazı anlatmaz mıydı? Demek namazdan maksat bizzat kendimiz olarak sadece doğrudan Allah'ın huzuruna çıkmak değil! Belki Resulünün ahlakıyla ve O'nun gibi ve O'na benzeyerek ve namazı dahi O'na benzeterek huzuruna çıkmamızı istiyor. Yasinin Yasin olarak Allah'ın huzurunda Muhammedsiz ASM ne işi var? İşte buradan anlamalıyız ki Yasin önce Muhammede ASM benzesin hareketleri de kafasına göre değil aynı Muhammed ASM gibi olacaksa namaza gelsin... İsteniyor! *Demek Ona benzemeyen ve namazını O'na benzetmeyen kulun ibadeti namazı murad değildir!* Namaz kılan bir kişi bakın sabah ilk işi uyanınca Efendimize ASM'ın öğrettiği namaz ibadetiyle güne başlıyor. Öğlen, ikindi, akşam ve yatsı günün 5 vaktinde
YEŞİL FEMİNAZİLER VE İSLÂM'I YOZLAŞTIRMA ÇABALARI
Her bâtıl ideolojiyi yeşile boyama gayretleri görünmektedir. Yani o bâtıl ideolojiyi İslâmî yapmaya çalışıyorlar. Hâlbuki İslâmiyet, tek başıyla bir hakikattir ve hiçbir ideolojinin eklentisi yahut mütemmimi/tamamlayıcısı değildir. Feminazilik, İslâmî değerlerimiz ile uyuşmadığı gibi; tamamen batının dayatması ve fonlaması ile yayılmaya çalışan bâtıl ve bayağı bir ideolojidir. Kadını koruma hususunda Allah'ın kanunu, Allah'ın dini ve şeriatı -hâşâ- eksik mi kaldı da, bir ideolojinin koruyacağına inanalım?! Her ideolojiyi İslâmî bir kılıfla, İslâmî bir sosla insanlara tutturma projesi olduğu gibi; feminazilik için de aynısı yapılıyor. Dışına bakınca Müslüman ama kafasının içi feminazi argümanları ile dolu olanların, söylemde de yeni bir duruşu temsil ettiğini görüyoruz: Yeşil Feminazilik. Bu yeşil feminaziler, İslâmî literatürdeki ifadeleri kendilerine göre cımbızlayıp yerine göre dar kafasına sığışmayan hadîsleri bile reddedecek kadar küstahlaşabilmektedirler. Nitekim bu yeşil feminazilerden bazısı, en sahîh hadîsler için bile şunu demekten içtinab etmemişlerdir: "Benim inandığım peygamber bunu demez!.." Bu sözleri ile aslında kendi kafalarında tahayyül ettikleri ve hevâlarına uygun bir peygamber istediklerini gösteriyor. Hakikî mânâda Kur'ân'ın bizden istediği سَمِعْنَا وَاَطَعْنَا "İşittik ve itaat ettik!" (Bakara, 2/285) düstûru ile bağdaşmaz. Allah (cc) bize اَط۪يعُوا اللّٰهَ وَالرَّسُولَۚ "Allah'a ve Resûl'üne itaat edin!" diye emrediyor. فِدَاكَ أَبِي وَأُمِّي يَا رَسُولَ اللَّهِ "Anam, babam sana fedâ olsun Yâ Resûlallah!" diyen sahabenin teslimiyeti nerede? Resûlullah'ın (asm) söylediği sözlere karşı çıkan yeşil feminaziler nerede? Darb-ı mesel olarak denildiği gibi: أَيْنَ الثَّرَى مِنَ الثُّرَيَّا؟ __(Eyne's-serâ
1000Kitap
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Güzel günler göremeyeceğiz çocuklar..
>>>Güzel günler görmek için “Her şey çok güzel olacak” demekle mi yetineceğiz, “Her şey çok güzel olsun diye ne yapmak lazım” sorusunu sormaya cesaret mi edeceğiz? Nazım Hikmet Nikbinlik şiirini 1930 yılında yazdı. Sol ideallerin, sanattan politikaya kendine geniş alanlar bulabildiği ve insanların gelecekle ilgili umut dolu hayalleri büyük bir güvenle devrimci bir inanca dönüştürdüğü bir çağda, bugünkü rezil dünyayı inşa eden o iki korkunç savaşın tam ortasında… Şiirinde “Güzel günler göreceğiz çocuklar” diyordu şair. “Güneşli günler göreceğiz” … O zamanlar nikbinlik yani iyimserlik bir şairin kaleminde bedbinliğin yani kötümserliğin karşısına dimdik dikilebiliyordu. İnsanlar savaşların, açlığın, eşitsizliğin çok yakın bir zamanda biteceğine ve iyiliklerle dolu bir dünyaya doğacak çocukların nihayetinde “güzel günler” göreceğine gerçekten inanabiliyordu. O dize, o tek bir dize güzel günler görmeyi bir ideale dönüştüren ve umuda inançla sarılan insanların bu ülkedeki en güzel laik duasıydı. O dizenin yazılmasının üzerinden neredeyse bir asır geçti. Ve çocuklar bu ülkede güzel tek bir gün bile göremedi. Çünkü umut gerçek hayatta şiirde durduğu gibi durmaz. Sadece hayal edilerek güzel günlere kavuşulmaz. Siyasal ya da dinsel gelenekte geleceğe umutla bakmak bir kurtuluşu “beklemek” anlamına gelir. Yani durağan ve pasif bir haldir. Oysa kurtuluş denilen şey beklentiye değil eyleme bağlı bir olasılık hesabıdır. Eylem yerine beklenti temelli bir umut üzerine inşaa edilen politik heyecanlar kalabalıkların bir lidere, bir partiye, bir devlete bel bağlamasına ve o insanların ya da kurumların birgün onları içinde bulundukları kabustan çekip çıkarma olasılığına sırt dayamasına yol açar. Oysa meseleleri sırtlanmak yerine bir şeylere sırt dayamayı tercih eden kalabalıkları
Edebiyat
Everythin' you touch turns into gold So put your hand in mine and watch me shine, … 'Cause the thing I love about me is you
Müzik
Bir Gönül Hikayesi... Mine Geçili...
Uzaklardan, ama çok uzaklardan döndükleriniz olur eve.. ve siz, daha eşiği aşmadan unutur gidersiniz o büyük yolculukları; içinizde belli belirsiz, duygular kalır.. belki de sadece sözlüklerin önünde çırpınan tortular... Oğlumuz: Yarın Diye Bir Şey Yoktur open.spotify.com/track/3nktSpYva...
Müzik
You must be mine