mine

mine
@mine459
Puan vermedi·464 syf.··
2024 3. kitabı
Yüzyıllık Yalnızlık Jose Arcadio ve Ursula amca çocuklarıdır. Birbirlerini çok severler ve evlenmek isterler. Ama kasabalılar evlenmelerine şiddetle karşı çıkar. Çünkü eğer onlar evlenilerse, rivayet odur ki akraba evliliğinden dolayı, doğacak çocukları domuz kuyruklu olacaktır. Nitekim onlar bu durumdan korkmalarına rağmen yine de evlenirler. Ve iki oğlan bir kız olmak üzere üç çocukları olur. Sonra bakarlar.. Çocukların kuyruklarına, var mı yok mu? diye.. Neyse ki korkulan olmaz da.. Üç çocuğunda kuyruğu yoktur. Bu doğan çocukların isimleri ise sırasıyla şöyledir: Albay olanın adı: Aureliano, Ağabey olanın adı:Jose Arcadio, kız kardeşin ismi de Amaranta'dır. Bakalım kimmiş bunlar? Albay Aureliano aralarındaki yaş farkından dolayı çekinip açılamadığı, yargıcın kızı Remedios ile evlenir. Ardından Albayın abisi Jose Arcadio da küçükken annesinin evlerine sığınan bir akrasının kızı olan Rebecca ile evlenir. Bakalım bu evliliklerden sonra bizi neler bekliyor? Gelelim kız kardeş Amaranta'ya.. O müzik hocası Pietro Crispi'ye aşıktır. Ama Pietro Crispi tercihini Rebecca'dan yana yapmıştır. Gelgelelim Rebecca ise Pietro Crispi'nin duygularına karşılık vermez, onu reddeder. Daha sonra Pietro Crispi ise Amaranta'ya açılır. Ama Amaranta ilk önce kendisini değilde Rebecca'yı seçmiş olmasından dolayı onu reddeder. Ve Pietro Crispi durumu hazmedemez, canına kıyar. Bunun üzerine Amaranta ise hiçkimse ile evlenmez. Aşkı Pietro Crispi ile toprağa gömer. Albay Aureliano evli olmasına rağmen Pier Ternore isimli bir kadınla birlikte olur ve Aureliano Jose isimli bir oğlu olur. Bu oğlana ise Albay'ın kız kardeşi Amaranta bakar. Pier Ternore aynı zamanda Albayın ağabeyi Jose Arcadio ile de birlikte olur. Ondan da bir oğlu dünyaya gelir. Ve Oğlan Arcadio ismi ile vaktiz edilir. Ama
Yüzyıllık YalnızlıkGabriel Garcia Marquez · Can Yayınları · 202546,5bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?

mine

, bir kitap okudu
Puan vermedi·464 syf.··
2024 3. kitabı
Gabriel Garcia Marquez
8/10 · 46,5bin okunma
Puan vermedi·724 syf.··
2024 2. kitabı
"Hayatım hayatımın romanı olsun.." diyerek başlayalım.. En çok yarım bırakılan kitaplar arasında 1, En çok okunacak kitaplar arasında 3. sırada olması bile bir çelişki teşkil etmiyor mu? Meraklanıp, kitaba başlayıp, kitaba tutunamayanlar: (Selim olsa hepinizden tiksiniyorum derdi :)) ) Kitap hakkında fikir ve naçizhane tavsiyelerime gelirsek: 1. Kitaba korku ile başlamayın ( "Yok bu kadar insan iyi kitabı neden yarım bıraksın ki?" gibi) 2. Hiçbir olumsuz yorum sizi yıldırmasın; 3. Kitabın kalınlığı, sayfa sayısı gözünüzde dağ olmasın; 4. Kitaba başlamadan önce akıcı bir roman olacak diye düşünmeyin; 5. Ve sonda yeni ve hiç bilmediğin türden kapılar açmak senin elinde.. İlk başlarda okuduğumda biraz afallamıştım. Bir çok okurun dediği "anlaşılmamazlık, akıcılık" kısmı bende yoktu. Ama bunlar güzel günlerimdi. Kitap bir yerden sonra karmakarışık olmaya başladı. Karakterler belleğimde kayboldular. Kitabın gelgitleri beni yormaya başladı. Okuduğum kısımların üzerinden iki kere geçmek zorunda olduğum bile oldu. Sonra yavaş yavaş taşlar yerinde durmaya başladı. * Okumadığım zamanlarda okumak için içimden gelen talep; * Her an Selim`in yerine kendimi koymam; * Bir okumaya başladım mı ne kadar çok okuduğuma kendimin bile şaşması, vs.vs. Bir süre sonra kendinizden geçiyor, ara sıra Turgut çokça Selim oluyorsunuz. Altını çizdiğiniz alıntıları okudukça anlıyorsunuz ki aslında bu çaba boşuna değildi. Kitabı akıcı bir roman olarak değil, piskolojik ve felsefik yönden ele alırsak daha az hata yapmış olur, daha çok okumak için yol kat etmiş oluruz. *En sıkıldığım nokta (1 ay o bölüm yüzünden aksadım) Günseli`in Selim hakkında konuştuğu bölümdü. İlk kez kitapta o bölümde sıkıldım. Paragraf boyunca bir tek virgül, nokta işaretine rastlamadım. Bu beni yıldırmadı desem yalan
TutunamayanlarOğuz Atay · İletişim Yayınları · 202474,9bin okunma
Puan vermedi·336 syf.··
2024 1. kitabı
Yüzeyde anlaşılabilir bir yalan; altında aklın alamayacağı bir gerçek... Yaşanacak bir tek hayatımız varsa eğer, onu hiç yaşamamış da olabiliriz, fark etmez... Bir süredir sıkça karşıma çıkan ve tesadüf ki vefatından bir gün sonra okuma kararı aldığımız yazarımız sevgili Milan Kundera'nın birçok dile çevrilen, en çok bilinen ve en başarılı eserlerinden biri olarak kabul edilen ve 1988 yılında da Philip Kaufman tarafından sinemaya uyarlanan kitabımız; Ana hat üzerinde oturtulmuş dört temel karakterin erotik dostluk kavramını Rusların Çekoslavakya'yı işgalinden siyasi ve sosyolojik esinti yaratan bir kesitle sunuyor. Onun deyimiyle: "Roman kişilerinin bir zamanlar gerçekten yaşamış olduklarına okuyucuyu inandırmaya çalışmak yazar açısından anlamsız bir çabadır. Ana rahminden çıkmamıştır roman kişileri; şu ya da bu sözcüğün itici gücünden ya da temel bir durumdan doğmuşlardır." Yine onun deyimiyle Tomas," Einmal ist keinmal" (bir kez asla) deyişinden doğmuştur. Tereza ise karın gurultusundan doğdu... Demek ki Tereza, bedenle ruh denen o uzlaşmaz ikiliği, insanoğlunun o en temel yaşantısını hoyratça gözler önüne seren bir durumdan doğmuştu... Sabina'nın dramı ise ağırlığın değil hafifliğin dramıydı. Onun payına düşen yük değil, varolmanın dayanılmaz hafifliğiydi... "Belki de sevemememizin nedeni çok sevmek istememiz, yani karşımızdaki kişiden hiçbir istekte bulunmaksızın, ondan onunla birlikte olmaktan başka bir şey istemeksizin kendimizi ona verecek yerde ondan bir şey (aşk) talep etmemizdir..." Milan Kundera uzun süre romanın bir politik malzemeden çok sanat eseri olması gerektiği fikrini savunmuştur. Aynı zamanda çağımızın en başarılı düşünsel roman yazarı ve varoluşçuların sonuncusu olarak nitelendirilmiştir. Bu kitabı da çarpıcı bir biçimde giriş yapmış ve etkisini
Varolmanın Dayanılmaz HafifliğiMilan Kundera · Can Yayınları · 202413,2bin okunma