Dünyada en genç yaşta profesör ünvanını alan, 60 yıldır çözülemeyen bir matematik kuramını çözerek adını matematik tarihine yazdıran, DNA sarmalının açıklamasını en sağlam şekilde açıklayan, katıldığı tüm konferanslarda iyi derecede ingilizce bilmesine rağmen sunumunu Türkçe yapıp Türklüğünden taviz vermeyen, bilim dünyasında ismi tüm dünyada şöhretle anılan ama maalesef ki ülkemizde değeri yeterince bilinmeyen, "Türk Einstein"ı olarak adlandırılan kuramsal kimyacı ve moleküler biyolog Prof. Dr. Oktay Sinanoğlu, tedavi gördüğü hastanede şuan yoğun bakımda. Varlığı zerre kadar önemsiz sözde ünlülerin tırnağı bile kanadığında medyamızda gündem olurken bu değerli bilim adamımızın ismi hiçbir kanalda maalesef gündeme bile getirilmedi.
Rabbim bu değerli bilim insanımıza şifalar verir İnşaAllah..
Dualarımız seninle Prof. Dr. Oktay Sinanoğlu
Apaçık bir aydınlanma yaşamıştım: bilinçaltımda, sözkonusu fiyaka olduğunda insanoğlunun kitaptan daha fiyakalı bir şey icat etmediğini idrak etmiştim.
Kimini hayal kırıklığı büyütür, beni de kıskanılmak büyüttü.
Takmayacaksın, takarsan daha çok üstüne gelirler.
Yürüyüp geçeceksin, hep yürüyüp geçeceksin. Ben öyle yaptım. Hep yürüdüm.
Herkesin, her şeyi anlamasını bekleyemezsin. Sen yürüyüp gideceksin. Anlayan anlayacak, anlamayan anlamayacak; dünyanın hepsine yetişemezsin ki!
Bilirsin ben iyi yürürüm.”
“Geçtiğimiz yollarla kaybettiklerimizin bize en büyük kötülüğü, kendilerini tekrar tekrar hatırlatmalarıdır. Bir kere kaybetmekle kurtulamadığımız şeylerdir. Yoklukları hayatımızdaki varlıkları haline gelir. Hep, ama hep hatırlarız. Ne biçim kaybetmek bu?”
"Yokluğunun hayatımda yarattığı alışkanlığın bozulmasını istemiyorum. Hayatta her şeyin olduğu gibi, barışmaların da zamanı vardır. Gereken zaman içinde barışmadıysanız eğer, bir gün barışırsam söylerim diye beklettiğiniz sözler eskimiş olur. Onlar size bile bir şey söylemez hale gelir. "
"Hayat bazılarına mutsuz olmakla duygusuz olmak arasında bir tercih hakkı tanır, daha fazlasını değil."