"Delirmişler bunlar, delirmişler," diyordu da başka bir şey demiyordu. "Dünyanın bu delirmiş çağı da, bu alçalmış, bu obur, bu bencil çağı da geçecek ama, ne zaman geçecek?" Üzüntüsüden kahroluyordu. Fil filken bile, bir canlıya, bir yaratığa bu kadar delirmeyi, bencilliği, zulmü, alçalmayı yakıştıramıyordu. (...) Neydi bu kadar çaba, bu kadar bencillik, alçalma, zulüm, işkence? Delirmişti bu filler, ama delirmenin de bir sınırı olmalıydı.