Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Acı çekenler, en temel haklarından yoksun bırakılanlar, sürekli dehşet içinde, aşağılanma halinde yaşayanlar azınlıklardır. Adınızın Pierre ya da Mahmut ya da Baruh olduğunu itiraf etmekten korktuğunuz ve bunun dört ya da kırk kuşaktan beri sürdüğü bir ülkede yaşıyorsanız; zaten yüzünüzde aidiyetinizin rengini taşıdığınız için, bazı yerlerde "görünür azınlıklar'' denilen azınlıklardan olduğunuz için böyle bir "itiraf" ta bulunmanıza gerek bile kalmayan bir ülkede yaşıyorsanız; o zaman "çoğunluk" ve "azınlık" sözcüklerinin her zaman demokrasi sözlüğünün içinde yer almadığını anlamanız için uzun açıklamalara ihtiyacınız yoktur.
Dünyanın her yerinde demokratların rolü artık çoğunluğun tercihlerini en ön plana çıkartmak değil, gerekirse çoğunluk kuralına karşı, ezilenlerin haklarına saygı duyulmasını sağlamak olmalıdır.
Demokraside kutsal olan, mekanizmalar değil, değerlerdir.
Mutlaka ve en küçük bir ödün vermeden saygı gösterilmesi gereken şey, insanların, inançları ve renkleri ne olursa olsun, sayısal önemleri ne olursa olsun, kadın, erkek ve çocuk, bütün insanların onurudur; oylama biçimi bu zorunluluğa uygun hale getirilmelidir.
Ben hoş görülmeyi arzu etmiyorum, inançlarım ne olursa olsun her türlü hakka sahip bir yurttaş olarak görülmek istiyorum. İster Müslümanların çoğunlukta olduğu bir ülkede Hristiyan ya da Yahudi, ister Hristiyan ve Yahudiler arasında bir Müslüman, hatta hiçbir dine bağla olmadığını ilan eden biri de olsam. "Kutsal Kitap'a" yani İncil'e inanan cemaatlerin Müslümanların koruması altına alınması gerektiği düşüncesi bugün artık kabul edilemez; alçaltıcı davranışlardan hiçbir zaman uzak olmayan bir alt statü söz konusudur.