"Körlük" okuduğum en yorucu kitap oldu.
Kitapta kişi adları yok. Kişiler kitap sonuna kadar iki üç sıfatla her seferinde yinelenerek tanımlanıyor. İsmin bir önemi olmadığı söylenmiş. Sonuçta herkes aynı toplumda yaşıyor. Nokta ve virgül dışında noktalama işareti kullanılmamış. Kim konuşuyor kim ne demiş hepsi peş peşe yazılmış aralık yok. Paragraf yok, uzun uzun bölümler halinde ilerliyor buda bir yerden sonra sıkıcı oluyor açıkçası. Benim okuduğum yayınevi birde bunların üstüne küçük punto kullanmış belki kitabın tarzı budur bilemiyorum. Takip etmek yorucu bir kitap oldu benim için.
Kitabın vermek istediği mesaj ise çok anlamlı. Toplumda yaşamın belli bir süreden sonra yerin, zamanın önemini kaybedip bir vahşete dönüştüğü ve kadınların bu vahşette nasıl kullanıldığını bize felsefi yollarla sunan bir kitap. Yine her zaman ki gibi kadının tek başına gösterdiği cesareti ve gücü yadsınamayacak derecede ortaya konulmuş. Bu yönleri ile harika. Bazı bölümlerin okunması gerçekten mide bulandırıcı cinsten. Midesi tutmayan, bünyesi kaldıramayan bir kaç sayfa atlayabilir bir şey kaybetmez diye düşünüyorum. Bende öyle yaptım. :) Belli bir durağanlıktan sonra çok güzel düşündürücü bir şekilde bitiyor.
Günümüzde de farkında olmadığımız yada olup ses çıkaramadığımız, çıkarsak bile sesimizin duyulmadığı bir toplumsal vahşetin içinde değil miyiz zaten? Buna onlarca örnek verilerebilir bence. Kör müyüz yoksa gören körlerden miyiz?
İyi okumalar dilerim.