“Sonra yara izi gibi bir şey kalıyor… Zamanla kabuk bağlıyor. Elin hep oraya gidiyor, kaşıyorsun… İnsanın, diliyle eksik dişini yoklamasına benziyor. Sonra kaşımamayı, yoklamamayı öğreniyorsun.”
“…Bizim şu karnımız var ya! Konuşmayıp da sustuklarımız, içimize attıklarımız, şiştiklerimiz, şişip de istifra edemediklerimiz… İşte bunlar bizi başka biri yapıyor, yabancı yapıyor…”
“…Bizim şu karnımız var ya! Konuşmayıp da sustuklarımız, içimize attıklarımız, şiştiklerimiz, şişip de istifra edemediklerimiz… İşte bunlar bizi başka biri yapıyor, yabancı yapıyor… Durup selam verdiklerine kulak asma, yengecim; mutlaka birine benzetmişlerdir.
Bundan sonra bana ait olmayan her şeye hayır diyeceğim… Cennete, cehenneme, topuklu iskarpinlere, gece elbiselerine, erken uyanmaya… Hayır… Bütün abilere hayır!”
Mino’n
“…Hayal kırıklığı insanı öldürmüyor yengecim! Yalnızca, yaşama azmimiz bir parça eksiliyor; başka bir şey olmuyor. Bir defa daha ayağa kalkana kadar, eskisi gibi gülmeye başlayana kadar, günlük işlerin hengamesine tekrar dönene kadar, bir vakit bocalıyoruz. Sonra yara izi gibi bir şey kalıyor… Zamanla kabuk bağlıyor. Elin hep oraya gidiyor; kaşıyorsun… İnsanın, diliyle eksik dişini yoklamasına benziyor. Sonra kaşımamayı, yoklamamayı öğreniyorsun.
Hepsi yalan tabi… İnanma! Ben daha çok gencim.”
Mino’n
Perilerin ve cinlerin hem dünyamızda hemde hayal gücümüzde var olduğu gizemli bir çağdan masallar.
"Blondine, Bonne-biche ve Beau-Minon'un Öyküsü", "İyi Kalpli Minik Henry" ve "Prenses Rosette'nin Öyküsü" çok eski zamanlardan çok önemli erdemleri bize hatırlatıyor, dürüstlüğün ve gerçek dostluğun her şeyin üstesinden gelebileceğini söylüyor.