karşı kıyılara, gelip geçen vapurlara, onca yağma ve talana karşın istanbul'un tükenmeyen güzelliğine, mevsimin yakmayan güneşine, üşütmeyen rüzgarına, dallarını silkeleyip yapraklarını yenileyen ağaçlarına birlikte bakıyoruz. kim ölmek ister ki bu havalarda?
bir dahaki gelişinde birkaç sevdiğinin daha eksildiğini göreceksin buralarda, bu ben de olabilirim hiç belli olmaz, ölümün sıralı bir şey olmadığını biliyoruz nasılsa; bir dahaki gelişinde birkaç bina daha yıkılmış, birkaç sokak daha değişmiş, birkaç yeni bulvar açılmış olabilir. dön artık.