kendimi tutmak niyetindeydim ama karışık düşüncelerimi ifade etmeden duramadım. kuramlarım öyle muğlak ki, arada bir ben bile ne demek istediğimi anlamıyorum. hatta yalan söylediğim bile oluyor. bu yüzden hislerimi açıklamaktan nefret ediyorum. tek kişilik saydam bir sessiz sinema oyunu icra ediyor gibi oluyorum, bu da çok aşağılık bir şey. sonradan feci pişman olacağımı bilsem de heyecanlandığım zaman, derler ya "dilimin düğümünü çözüyorum" ve yüksek bir sesle ipe sapa gelmez bir sürü şey yumurtluyorum, dinleyenler bana küçümsemeden ziyade acımayla bakıyorlar. korkarım bu benim kaderim.
tam denize karışmadan önce bir noktada öyle tuhaf ağırlaşıyor ki nehir geri akıyormuş gibi görünüyor. orada durup o tembel akıntıyı seyreder, zihnimi başıboş bırakırdım. belki de gençliğimin denize karışmasından önceki o son anı simgelediği söylenebilir o noktanın.