Bir şeyi yapabiliyor olmanız onu yapmanızı gerektirmez. İspatlanmamış teorilerde, öpülmemiş dudaklarda ve koparılmamış çiçeklerde bir güç ve güzellik vardır.
"Seni seviyorum," dedi.
Ve o an aşkın ne işe yaradığını anladım.
Aşk hayatta kalmana yardım ediyordu. Anlam aramayı da unutturuyordu. Aramayı bırakıp hayatı yaşıyordun. Aşk önemsediğin kişinin elini tutmak ve şimdiki zamanda yaşamaktı. Geçmiş ve gelecek yalnızca mitti. Geçmiş ölen şimdi-ki zamandı ve gelecek hiçbir zaman var olmayacaktı, çünkü ona ulaştığımızda gelecek zaman şimdiki zamana dönüşecekti. Şimdiki zaman sahip olduğumuz tek şeydi. Sürekli devinen, sürekli değişen bir şeydi şimdiki zaman. Ve hercaiydi. Yakalamanın tek yolu geçip gitmesine izin vermek, onu serbest bırakmaktı.
Ben de bıraktım.
Evrendeki her şeyi bıraktım.
Her şeyi bıraktım, Isobel'in elleri hariç.
Sosyal ağ Dünya’da bilinçsiz bir bilgisayarın başına oturup bir kahveye ihtiyacınız olmasıyla ilgili şeyler yazmak, başkalarının bir kahveye ihtiyacı olmasıyla ilgili şeyler okumak, bu sırada kalkıp kahve yapmayı unutmak demekti çoğunlukla.
İtiraf etmeliyim ki insanlar vakitlerinin çoğunu, hatta neredeyse hepsini varsayımlarla boşa harcıyorlar. Zengin olabilirdim. Ünlü olabilirdim. Otobüsün altında kalabilirdim... Koşullu cümleleri diğer bütün yaşam formlarından daha fazla kullanıyor olmalılar.