solgun yaprak
her çiçek meyve olmak ister
her sabahın arzusu akşamdır
her şey fanidir bu dünyada
değişimden kaçıştan başka
en güzel yaz bile ister hissetmeyi sonbaharı ve solduğunu.
sessizce dur yaprak, sabırla dur
kaçırmak isterse rüzgar seni sabırla dur
oyna oyunlarını savunma kendini
bırak olsun ne olacaksa
bırak seni kıran rüzgarın esintisi
uçursun seni yuvana.
1. Haz. Haz harikadır, ama hayatınızın önceliği olmak için berbat bir değerdir. Herhangi bir uyuşturucu bağımlısına haz peşinde koşmasının sonuçlarını sorun isterseniz. Eşine ihanet eden birine ailesini ve çocuklarını kaybetmenin aldığı hazza değip değmediğini sorun. Kendini ölene kadar tüketen birine hazzın sorunlarını çözmeye yardımcı olup olmadığını sorun.
Haz yanlış-iyidir. Araştırmalar enerjilerini yüzeysel hazlara odaklayanların daha kaygılı, duygusal açıdan dengesiz ve dep- resif olduklarını gösteriyor. Haz hayatın tatminlerinin en yüzeysel formudur ve elde etmesi de, kaybetmesi de çok kolaydır.
Yine de bize 7/24 pazarlanan şey hazdır. Kafayı taktığımız şeydir. Kendimizi hazla uyuşturur, dikkatimizi hazla dağıtırız.
Haz (belli dozlarda) gerekliyse de, tek başına yeterli değildir.
Haz mutluluğun nedeni değil, sonucudur. Diğer şeyler doğruysa (diğer ölçütler ve değerler), yan ürün olarak haz otomatik biçimde elde edilir.
2. Maddi başartlar. Birçok kişi öz-değerini ne kadar para kazandığıyla, hangi arabayı kullandığıyla, ön bahçesinin komşusununkinden daha yeşil ve güzel olmasıyla ölçer.
Araştırmalara göre temel ihtiyaçlarını (besin, barınma vs.) karşılayabilen birinde, mutlulukla dünyevi başarıların ilişkisi hızla sıfıra yaklaşır. Açsanız ve Hindistan’ın ortasında sokakta yaşıyorsanız, yılda ekstra on bin doların mutluluğunuzun üzerindeki etkisi büyüktür. Ama gelişmiş bir ülkede orta sınıfa mensupsanız, fazladan on bin doların pek bir etkisi olmayacaktır, fazla mesai yaparak, hafta sonları çalışarak kendinizi öldürmenize değmeyecektir.
Maddi başarıya fazla değer vermenin bir başka boyutu da, maddiyatı dürüstlük, barış yanlısı ve şefkatli olma gibi başka değerlerin önüne geçirmektir, insanlar kendilerini davranışlarıyla değil sahip oldukları statü sembolleriyle