Miraç

Miraç
@miracsrn
Okumak, okumak ve okumak...
Sözcükler, bizim kendi yaşantılarımızın yükünü taşır. Yani, sözcükler, onun kaynağı olan duyarlığımız, kendi yaşantılarımızla şekillenir, biçim kazanır ve bir noktadan sonra da kalıplaşıp kaskatı kesilir.
Sayfa 39 - Türkiye İş Bankası Yayınları·Kitabı okudu
Reklam
Dünya bizimle konuşmaz, belki daha doğrusu şu, Dünya bize göre konuşmaz, o kendi şarkısını söyler. Biz ise bu şarkıların melodisini duyduğumuz ölçüde, onunla çok dar kapsamlı, çok kısa ve sonunda hep 'monolog' hâline gelen sözcüklerle konuşmaya çaba gösteririz. Bu konuşma gayretinde 'mantık'ın, ama dediğim gibi, sürekli değişen mantığın ve elbette ki sanatın elzem desteğini alırız. Bu destek olmadan Dünya ile aramızda sağırlar diyalogundan başka bir şey mümkün olmaz. Şunu bir daha vurgulayayım: Dünya, biz onunla konuşmaya çalışmadığımız sürece, bizimle konuşmaz. Çünkü o bize bakmaz; bizimle ilgilenmez. Bizim onunla konuşmaya ihtiyacımız vardır; onun değil."
Sayfa 34 - Türkiye İş Bankası Yayınları·Kitabı okudu
Henry Miller'ın sözlerine katılıyorum ben. Diyor ki: 'Delilik mantığı yitirmektir, gerçekliği değil. Çünkü bütün insanlar sustuğunda gerçeği gösteren kanıtlar vardır.'
Sayfa 33 - Türkiye İş Bankası Yayınları·Kitabı okudu
Şunu söylemek istiyorum aslına bakarsan. Özgürlük uzaklarda bir yerde bizi bekleyen, ulaşılması gereken, mistik ya da ideal bir şey değildir; o buradadır; hemen yanı başımızda; gerçekleştirilmeyi, özgür bırakılmayı bekliyordur. Bir hülya değil yani. Bana ışık tutan kitaplar okumuşumdur; yani benimle konuşan kitaplar. Bunlardan birinde Caudwell, 'Özgürlük insan ilişkilerinde saklıdır' diyordu. Bu cümle beni özgürleştirdi. Özgürlük, ulaşılması gereken soyut bir hedef değil, gündelik yaşamımızın içindedir. Özgür olabilmek için bir başkasının daha bulunması gerekir. Öbür türlüsü bir başınalıktan başka nedir ki? Bir başkasının daha bulunması, özgürlük konusunda da bizi aynı yere getiriyor. Konuşmaya, karşılıklı bir söyleşi inşa etmeye, bir Dünya tasarımı kurmaya ve bu tasarım içinde kendimizi özgür kılmaya. Sözcükler, taşıdıklarını varsaydığımız anlamları bir başkasına iletmek için aracılık yaparlar. Kimi zaman güdükleşir ve takatten kesilirler: O zaman sözcüklerin özgürleştirilmesi gerekir. Kendi anlamlarını genişletmeleri gerekir. Bu anlamı bir başkasına taşıyarak onun da kendi sözcüklerinin ufkunu açmasına yardımcı olur. Tabii iyimser bir varsayım bu. Ama her şey aslında varsayıldığı oranda var olmuyor mu? Yok sayarsanız yoktur; varsayarsanız vardır gibi bir şey. Varsaymak, var olmaya olanak tanımak gibidir."
Sayfa 15 - Türkiye İş Bankası Yayınları·Kitabı okudu
Söz olmasaydı, Dünya elbette yine var olacaktı, ama asla bizim Dünyamız olmayacaktı.
Sayfa 6 - Türkiye İş Bankası Yayınları·Kitabı okudu
Reklam