Çoğu insanın küçükken okuduğu belki de Jack London'un en bilinen kitabı.
Bazı parçalarını hatırlıyorum gibi hissettim ancak çocukken okuduğuma emin değilim. Buzla kaplı maceranın içinde bir kurt ve köpeğin birleşmesi sonucu doğan Beyaz Diş ve onun maceralarının anlatılması.
Bu kitaptan sonra fark ettim ki bir yazarın her şeyle sizi özdeşleştirebilmesi çok zor. Ancak London bunu sade ve akıcı dili ile kurdu insanlaştırmadan başarmış.
Kitap beş bölümden oluşsa da asıl son üç bölüm önemli olan kısım. Bu üç bölümde bir kurdun hangi yollardan evcilleştirildiği görülüyor. Sondan bir önceki bölümdeki gaddarlık ise son bölümdeki sevgi ile yumuşak bir hissiyat veriyor.
Kimse doğanın gereklerini, geri tepme olmaksızın çiğneyemez. Böylesi bir geri tepme, vücuttan çıkan bir kılın, doğal olmayan biçimde çıktığı yere dönüp vücudun içine doğru büyümesi gibidir, cerahatlenen, iltihaplanan, acı veren bir kıl dönmesidir.
...bekleyen vaşak ve bekleyen kirpiydiler, şaşmaz bir hayat iradesine sahiptiler ve işin tuhaflığı oydu ki biri için hayatın yolu ötekini yemekten, öteki için hayatın yolu berikine yem olmamaktan geçiyordu.