Kitabı beş sene önce okumuştum ilk. Toplamda sekiz öyküden oluşan kitaptan ancak dört öyküsünü gerçekten hatırlıyorum. Öyküleri Türkiye'de geçmese gayet çeviri bir kitap gibi. Dili ağır olmayan ancak yazdıklarının altında başka metinler yatıyor. Bunu zaten kitabın sonunda bazı yazarlar veya eleştirmenler tarafından görülüyor. Hikayelere gelirsek:
İlk hikayemiz beyaz mantolu adam. Bir bilinmezlik ve kaos içindeki başarısız,parasız, dilenen bir adam ana karakterimiz. Yazar burada sanki bir kamera karakteri takip edercesine anlatıyor.
İkincisi ise her zaman aklımda kalan ancak nereden kaldığını hatırlamadığım Unutulan. Hikaye bir kadının çatı katına bir şeyler araması ile başlıyor. Unuttuğumuz ya da unutmaya çalıştığımız şeyleri çatı katına atarız mantığı ile ya sevgilimizi de çatı katına attiysak diye devam ediyor. Betimlemeleri her zaman aklıma geldikçe o çatı katları benim de var diyorum.
Geri kalan hikayeleri ise kitabı okuduktan sonra sizde görebilirsiniz.
Bugün, belki de sen artık öldüğün için, bana bir zamanlar haksızlık ettiğini düşünemiyorsam da, bana haksızlık edildiği düşüncesi içimde öylesine gelişti ki artık bütün dünyayı suçluyorum bu bakımdan.