UYANIŞ MI VAZGEÇİŞ Mİ?
10/10
·292 syf.··
Beğendi
·
2026 4. kitabı
Bu kitapla ilgili inanılmaz çıkarımlar varsayımlar sebep sonuçlar yazmak mümkün.. 1600'lü yıllarda yazıldığını düşünürsek hayran olmamak gerçekten elde değil. Don Kişot tanıdığım en şapşal, tatlı ve komik, kendi iç dünyasında bir adalet anlayışı olan illüzyonlardan var edilmiş bir karakter olmasına rağmen nasıl bu kadar gerçek hissettirebilir kendini bana bilmiyorum.. Retorik anlamda gelişmiş konuşma ve ikna becerisine sahip biri. Onun kitaplara ve okumaya düşkün olduğunu biliyoruz ve aslında bu kahramanlığa özenmesi gayet doğal değil mi?(haha bi an onun avukatı gibi hissettim) Uzun zaman sonra bir karakterin beni bu denli etkilemesi öyle ruhuma dokundu ki son sayfaları okumaya yüreğim zor el verdi.. Evet, hepimiz aslında kendi hayatlarımızın kahramanı değil miyiz.. onun da tam olarak yapmaya çalıştığı buydu. Birisi olmak, bir şeyler başarmak, en çok da kendine kanıtlamak istemesi her ne kadar aşık olduğu kadın için yaptığını söylese de bütün bunları kendini kanıtlama çabası mevcut. Süreklilik onu ayakta tutan şey, bir şeylerle mücadele ettiğine inanmak ve yenmek onu hayatta tutuyor. Peki kendini bulabildi mi Don Kişot bunu soruyorum kendime? Kendi yolumda ben de kendimi ararken, aslında bazen gerçeklere ben de nasıl göz yumdum diye sordum kendime. Zira gerçekler ağırdır kabullenmesi tıpkı köyüne dönmenin ona aslında bir hiç gibi hissettirmesi gibi. Bütün bu zaman boyunca kendini mi kandırdı yani? Gayesi hiç görmediği bir kadına olan kavuşma arzusu diye kendine inandırdığı.. Her şeye rağmen Don Kişot bize cesur olmayı ve korkmamayı öğretiyor aslında gerçek yenilmez bir savaşçı olmamasına rağmen öyle olduğuna inanması garip bir şekilde manipülatif etkiler yaratıp işe yarayabiliyor. Bir şeye ne kadar inanır öyleymiş gibi yaparsan ona dönüşmen gibi. Biraz da bu açıdan
Don KişotMiguel de Cervantes · Yapı Kredi Yayınları · 202127,5bin okunma
2/10
·127 syf.··
2026 69. kitabı
Yarısından çoğunu temiz temiz okudum. Sonraki sayfaları hızlıca tarayıp kenara bıraktım. Mis gibi yarım bıraktım, ki bana kendini yarım bıraktıran kitap sayısı bir elin parmaklarını geçmez. Helal olsun. Taşların Anlattığı’nda o şiirsel, imgesel atmosferi kuran yazarla bu ham, çiğ metni yazan kişi aynı mı gerçekten ya? Çok şaşkınım. Bir okulda çocukları rehin alan ve Elon Musk olduğunu söyleyen kişiyle müzakereci arasındaki konuşmayı okuyoruz. Elon Musk, Trump, X platformu, yapay zekânın insanlığı tehdidi, sosyal medyanın zihinlerimizi teslim alışı gibi konular üzerinden bir şeyler söylemek istiyor yazar. Bu başlıklar elbette çağımızın önemli tartışmaları. Bunların edebiyatın konusu olmasına itirazım yok. Ama bunlar o kadar dönüştürülmeden yazılmış ki sosyal medyada ya da bir haber sitesinin yorum bölümünde yürüyen bir tartışmanın kurmaca versiyonuna denk gelmişim gibi hissettim. Kitap bir tartışma sunuyor, bir pozisyon öneriyor, güncel meseleler hakkında düşünüyor. Yanlış bir şey de söylemiyor. Ama tüm bu güncel tartışmaları, fikirleri, korkuları alıp da daha büyük, daha insani bir yere de taşıyamıyor. Misal, Körlük kitabını okuyup da “Saramago şu politik görüşü savunuyor” diye düşünmezsiniz değil mi? Aklınızda bir tezden çok bir insanlık manzarası kalır. Kafka’nın Dava’sını okuyup “1900’lerin başındaki Avusturya-Macaristan bürokrasisi hakkında bir roman okudum” demezsiniz. Ama bu kitap insana böyle cümleler kurdurur. Çünkü yazarın yapıyı kurarken kullandığı iskele hâlâ ortada duruyor. Romanın arkasındaki fikirler, göndermeler ve niyetler okurken ayağınıza takılıyor. İyi kitaplar bizi bir fikre ikna etmeye çalışmaz. Onlar geride adını bize koyamadığımız bir şey bırakır. Tarif edemediğimiz, bizi insan olmanın karmaşasıyla baş başa bırakan bir şey. Ben bu
YüzleşmeClara Dupont · İletişim Yayınları · 202627 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
"Mış Gibi" Yaşamak : BİHRUZ BEY!
7/10
·311 syf.··
Beğendi
·
2026 11. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 00:51
Araba Sevdası’nı geleneksel edebiyat tarihçiliğinin çizdiği o dar "yanlış Batılılaşma karikatürü" sınırlarından çıkarıp, onu Osmanlı modernleşmesinin birey bilincinde yarattığı tektonik sarsıntıları kaydeden trajikomik bir metin olarak okuyorum. "Özenti" ve "kimliksizleşme" sorununa tutulmuş ilk ve en güçlü aynadır. Ben bu eseri, bireyin kendi gerçeğine yabancılaşmasının edebi bir anatomisi olarak görüyorum.Benim gözümde bu roman, sadece bir dönemin modasını ya da özentiliğini alaya alan yüzeysel bir yergi değil; dilin, mekanın ve kimliğin nasıl birer yanılsama alanına dönüştüğünü gösteren, Türk edebiyatının ilk radikal yapı sökümcü hamlesidir.Romanın başkişisi Bihruz Bey’i incelediğimde, onun sadece saf bir aşık değil, aynı zamanda köksüzleşmiş, toplumdan ayrışmis,bir toplumsal tipin prototipi olduğunu görüyorum.Bihruz’un trajedisi, ait olduğu Doğu kültüründen kopmuş, ancak hayalini kurduğu Batı kültürünün de yalnızca dış kabuğunu yani araba, kıyafet, birkaç kelime alabilmiş .. gibi ozentilerde olmasında yatar.Romani okurken Bihruz’un dil kullanımına özellikle dikkat ettim. Türkçe kelimelerin arasına hoyratça serpiştirilen ve çoğunlukla yanlış kullanılan Fransızca ifadeler, bana onun zihinsel dünyasındaki parçalanmışlığı gösteriyor. Bihruz, kendi dilinde düşünemeyen, hayran olduğu dilde ise üretemeyen bir "kültürel araftadır." Tıpkı günümüzdeki tabiri caizse eskiden çok söylenen "Almancilar" gibi kültürel yozlaşmanin arasinda gidip gelmektedir.Elbette ondan daha kültürel olan eğitimli yozlaşma halinin tasviridir. Mekana geldiğimizde o başka bir âlem...Çamlıca Tepesi ve dönemin mesire alanları, sadece karakterlerin gezindiği yerler değil; modernleşen Osmanlı seçkinlerinin kendilerini sergiledikleri, bir nevi "vitrin mekanlar"dır. Araba imgesi ise eserin kalbidir ve
Araba SevdasıRecaizade Mahmut Ekrem · İletişim Yayıncılık · 201430,9bin okunma
Kitap üzerine ufak bir inceleme
9/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2026 33. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 00:15
Merhabalar, Zaman Kurabiyecisi, zaman kavramını normalin dışında, adeta elle tutulur ve tadı alınır bir kurabiyeymiş gibi işleyen son derece özgün bir kitap. Kitabı okurken satır aralarından burnunuza sık sık mis gibi kurabiye kokularının geldiğini hissetmek içten bile değil. Akıcı dili sayesinde bir kez odaklandığınızda kendisini keyifle okutturan bir hikaye. Arka planda aslında görünenin göründüğü gibi olmadığını, önyargıların hayatımızı nasıl şekillendirdiğini ve yeni arkadaşlıklar, geçmişte yaşananlar ile toplumsal ilişkiler üzerinden bolca etkileşimi gözler önüne seriyor. Üstelik barındırdığı bu derinlikle, zaman zaman Matt Haig’in Gece Yarısı Kütüphanesi havasını (vibe'ını) da yer yer hissettirmekte. ​Kitabın en güçlü yanlarından biri ise karakterlerin içsel çatışmalarının ve samimiyetlerinin oldukça gerçekçi, insancıl bir biçimde anlatılmış olması; öyle ki okurken kendinizi karakterlerle rahatça eşleştirebiliyorsunuz. Nihayetinde bizlere sahip olduğumuz şu anki zamanımızı en iyi şekilde geçirmemiz gerektiğini önemle belirten, zamana dair çok kıymetli bir farkındalık kazandırıyor.
1000Kitap
Zaman KurabiyecisiPoem Yu Jin · Yuzu Kitap · 202662 okunma
9/10
·303 syf.··
2026 302. kitabı
Kitabı beğenmeyenler muhtemelen kendini tekrarladığını düşündüğü için ve bir aksiyon olmadığı için beğenmediler. Aksine ben olayların yavaş gelişmesini çok sevdim. Kıskançlığı çok iyi anlatmış. Okurken Junie ile çok iyi empati yapıyorsunuz. Bayıldım. Son kısımda (hayalet kısmında) dedim ki kadın kafayı yedi. Meğersem hayalet en başta gördüğümüz Candice mış. Baya beğendim tek üzüldüğüm yer liseli çocukları zorbalaması oldu.
Sarı YüzR. F. Kuang · İthaki Yayınları · 202513,3bin okunma
4/10
·417 syf.·
2026 93. kitabı
Serinin en sevmediğim ve sıkıldığım kitabı oldu yani güya bunlar güçlü özel güçleri olan periler iblisler vs vs ama hep kaybediyorlar hiçbiri de güçlü değil, miş gibiler sadece. Sürekli yakarım yıkarım kimse beni geçemez modundalar ama hala yeniliyorlar ozellikle bu kitabın büyük bölümünü okumadan geçtim. Hala cevaplanmamis sorular var o kısımları merak ettiğim için 5. Kitaba geçtim ama Brex in Hanna Caden aşkı beni öldürüyor yok kızda kendine yapılanları görme diye birşey yok hele Killianla olan durum.. Adama koştu sarıldı Killian da tık yok.
Bad LandsStacey Marie Brown · ‎ Independently published · 202112 okunma