Geçmiş Ne Zaman Geçer?
Geçmişten bahsedelim biraz. Geçmiş ne zaman geçer? Neye geçmiş deriz? Neye geçmemiş deriz? Henüz acısı taze olan tecrübe geçmiş midir mesela? "-miş"li, "-di"li zamana geçtiğimiz her an geçiyor mu her şey?
Bilmiyorum. Size soruyorum çünkü benim bunlara ayrıca verebilecek bir cevabım henüz yok. Henüz bunu tecrübe edemedim.
Geçmiş bence bizim postürümüz. Hatalardan ders almadıkça, yenilerini daha ağır biçimlerde ekledikçe lordozunuzun arttığını düşünün. Kamburunuzun daha çok çıktığını ya da... Omuzlarınız daha çok öne kapanıyor, yavaş yavaş daha da eğiliyorsunuz öne.
Hatalardan ders aldığımız bir geçmiş ise sırt ve omuz kaslarımızı daha da güçlendirilen o dik duruştur. "Hatamla da doğrumla da yanlışımla da ben kendimin arkasındayım" diyebilmek gibi. Her yanlışında olsun, "Ben bunu yaptıysam bir bildiğim vardı" deyip heybene bu da o yolun hatırası diyerek bir çakıl taşı atmak belki de.
Her yolun farklı hatırası olur. Aynı yoldan iki kere geçersen ya bir şeyi eksik öğrenmişsindir ya da yolunu kaybetmişsindir. Aynı yollardan tekrar geçilmemeli çünkü. Aynı yüzlere, aynı hatalarla bakılmamalı.
Ben geçmişi karanlık olarak görmeyi tercih etmem. Elinde mumla da bakabilirsin oraya ama en sonunda o mum da söner veya elini yakabilirsin. Mumlar sonuna kadar yanar.