Şuan balkonda oturmuş kuş cıvıltıları ve esen rüzgarın yumuşaklığı eşliğinde kitap okuyorum. Kitap akıcı ve keyifli.Burnuma mis gibi ıhlamur kokusu geliyor.Yakınlarda bir bahçede ağacı olmalı.Sanki şuan sadece balkon değil bütün kainat ıhlamur kokuyor diye düşünüyorum. Duama bahçeli evimizde ıhlamur ağacımız da olsun Allahım diye ekliyorum. 🥹🫶✍️🤲
Adabı muaşeret
Çevrenden insan ayıklaya ayıklaya, kötü tecrübeler edine edine kendine mis gibi bir hayat kuruyorsun. Yoluna taş koyan, seni amacından alıkoyan ve zor zamanda olması gereken yerde olmayan kimseye de ufacık bile yer vermiyorsun.Hayattan fazla bir beklentin olmayınca, insanlardan iyilik ummayınca ve bazı şeylerden vazgeçince güçleniyorsun. Güçlendiğin zaman da kimseye eyvallahın olmuyor; öyle güzel...
Duygu ve Düşünce
Reklam
Ben de pek sevmem ama hayat...
Ben vedaları sevmem albayım. Hiç gitmesin insanlar. Hele gelmemek üzere giderlerse, çok üzülürüm albayım, dayanamam. Gelmemek üzere gidenler çok sevdiklerim olur genelde. Bi de bir hikaye bırakır ki geride, noksanlığın daniskası içinde. Ölse, öldü dersin, ama ölmez onlar. Ölmesinler de. Ölürlerse bi kere daha üzülürüm. Çünkü koklayamazlar bir daha çiçek. Yazık olur. Gönlüm geniş ama odalara yerleşecek insanlar yok ki albayım. Ben, bi şey yapmadım. Şimdi diyeceksin, yapmadın tabi ulan gül cemaline mi gelsinler, sanki cemalim çok gül de. Ne yapmalıydım albayım. Sevgi, yetmiyormuş her şeye. Hikmet'le çok konuştuk. Bilge'ydi, Sevgi'ydi çok anlattı bana da, tek sen misin sanki albayım iki kelam edilecek. Çok ileri gittim albayım, affet beni. Hikmet'e benziyorum gittikçe, ruhu şad olsun. Sevgi’yi her anlatışında Hikmet, sevgilerimi düşündüm albayım. -Düşün düşün bi bok olduğu yok bırak gitsin. Sağ ol, teşekkürler.- Sevgiler, peyda olacak enkazlardan kurtulmak için mi var, yoksa enkazın müsebbibi mi onlar, tavuk mu yumurtadan çıktı yumurta mı tavuktan albayım. Konumuza dönecek olursak albayım, konunun ne kadar sıradan olduğunu görürüz. Bi Umut Sarıkaya var albayım, hepimiz aynı insanız ve o kadar çoğuz ki diyor. Konu sıradan olduğu için bu kadar konuşuyoruz. Hepimiz aynı insanız ve aynı şeyi yaşıyoruz. Belki de sıradan olmasına rağmen bu kadar acıtmasına içerliyoruz, bi de olağanüstü bi olay olsa, sıçtın diyor beynimiz. Beynimizin işi gücü yok bize laf yetiştiriyor albayım. Hayallerden uyandırıyor. Gerçekler var! Başkalarının uygulamaya çalıştığı tatsız ölçütler, gerçekler... Gerçekle her karşı karşıya gelişimde, onu ilk defa görmüş gibi yapıyorum albayım, tanımazlıktan geliyorum. Tanımamazlıktan gelirsem tanırım çünkü. Bugün yakama yapıştı, gerizekalı dedi, anla artık.
Hayata Dair
Kırk küsur yıldır seni tanır gibiyim. Sanki adını bilmeden önce de tanıyormuşum seni. Çocukluğumun en kuytu köşelerine, henüz ne olduğunu anlayamadığım bir özlem gibi bırakmışlar seni. Yıllarca neyin eksik olduğunu bilmeden yaşamışım da, şimdi dönüp baktığımda o boşluklarım hep sana aitmiş gibi. Her yanım seninle dolu. Göğsümün tam olarak neresinde kök saldığını bilmiyorum ama dalların ruhumun en uzak köşelerine kadar uzanmış gibi. Görmediğim bir yerden sürekli kulağıma fısıldıyor sesin, Bazen bir şarkının kısacık cümlesinde buluyorum seni, Bazen bir şiirin ikinci mısrasında, Sevdiği kadına yazdığı bir mektup sonunda, Yada sevdiğine bıraktığı bir kısa hatırada, bazen gecenin sessizliğinde, Yada günün en yoğun anında, bazen de hiçbir sebep yokken kalbimin içinde, Ama hep bir yerlerde buluyorum seni. İnsan bir insanı ne kadar sevebilir diye bir yazıya denk geldim, Bir sürü cevaplar gördüm, Kimi dünyalar kadar sevdiğini söylemiş, Kimi canından çok sevdiğini, Kimi herşeyden vazgeçeceğini söylemiş, Kimi sevdiği için kendinden geçeceğini! cevabını tam olarak bulamadım. Ama tek bildiğim şu ki seni severken ölçülerin anlamı yok. Çok kelimesi de çok değil. Dünyalar kadar kelimesi de dünyalar kadar değil. Dün sevginin insanı gerçekten iyileştirdiğini anladım. Tam olarak kaç saat uyuduğumu bilmiyorum. Seni uyuttuktan sonra biraz yıldızları seyredeyim dedim. Gökyüzüyle de paylaştım mutluluğumu,
Neden anne olmak bu kadar garip? Ne zaman emziren anne görsem yanlış cinsiyette doğmuş gibi hissediyorum. Ya insan sütü neden hala laboratuvarda üretilemiyor bizim DNA yapımızdan falan da insanlar bu acıları çekiyor? Ya da kadınlar neden doğurmak zorunda? Doğurma makinesi gibi bir şey olsa ve içine atınca çocuk çıksa diye düşünüyorum. Onlara da bakıcılar baksın. Kadınlar işe özgürce gitsin. Hem nüfus artar. Hem kadınlar acı çekmez. Mis.
1000Kitap
İlkbahar gecelerinde yürümek başka. Sokaklar neşeli, sahil muazzam, hava mis gibi.. Bu mevsimde gece yürüyüşlerinin en güzel yanı, ansızın gelen çiçek kokuları, dalga sesleri..💙🌙✨ open.spotify.com/track/2aAq1yVfh...🎶 "Dün seni gördüm rüyamda Arnavut kaldırımlı taş sokakta Ah, bir dili olsa da bir konuşsa Anlatırdı masumca seni bana"🌼🌾
Ben ve Duygularım
Reklam
Reklam