Mehmet Dal

Mehmet Dal
@misab641
Doktora
Ankara
25 okur puanı
Temmuz 2018 tarihinde katıldı
Tarih ve toplum yanları, ister istemez kültür ve medeniyet kavramlarına bitişir. Bundan da çıkan kaçınılmaz sonuç, her Müslümanın kültür ve medeniyetine bağlılığı, inancının ayrılmaz bir unsuru olduğu gerçeğidir. Kültür ve medeniyetini yaşatmak ise, sadece geçmişte ortaya konanları muhafaza etmek gibi müze işlemi değil, aynı zamanda aynı kültür ve medeniyetin çağ içinde de doğurganlığım korumasına çalışmaktır. Eğer bir durgunluk varsa, yeni bir diriliş çığırını açmak suretiyle uygarlığı ilerleme yönünde kamçılamaktır. Cephede yurdu korumakla, yurdun içinde kendi medeniyetimizi gözler önünde tahrip edenlerle savaşmak, birbirinden farksızdır. Çağımızda da inanç erleri, ahlâk kahramanları, büyük Müslüman şairler, musikişinaslar, mimarlar, bilginler, askerler, devlet adamları yetiştirmeyi inançtan ayırmamak demektir diriliş eri olmak. Maksat, gösterişli ve gürültülü bir biçimde lâf yarışı yapmak değil, yeniden kurulacak ve insanlığın içinde bir anıt gibi yükselecek İslâm toplumunu en alçakgönüllü çalışmalarla, sessizce ve gösterişsizce inşa etmektir.
Sayfa 31·Kitabı okudu
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
İslam’ın yeniden dirilişi, onun için, üç dallıdır. Diriliş atılımımız, 1) bir yandan içimizde mümkün olduğu ölçüde derinleşme şeklinde oluşurken, 2) bir yandan da genişliğine topluma dalbudak salma, toplumun bütün faaliyetlerine katılmayı bir imân ve islâm gereği bilme, 3) bir yandan da tarih içinde boylamasına uzama duygusunu kaybetmeme biçiminde gelişir. (Sayfa 31)
Müslümanlar ilkin İslâm’ın zaman ve tarih sorumluluğunu yitirdiler, daha sonra da toplum borçlarına olan duyarlıkları zayıfladı. En sonunda da, günümüzde, ne yazık ki, şeytanın ve İslâm düşmanlarının saldırıları her birimizin iç benliğine doğru sarkmağa başladı. Artık en büyük savunma savaşımızı içimizde veriyoruz.
Sayfa 31·Kitabı okudu
İnancıma göre, Müslüman, inanmış kişi, daima çağdaş olmalı. Ama neyle çağdaş olmalı? Başkaları ile çağdaş olmak değil, burada kastettiğimiz çağdaşlık. Kendi kendisiyle çağdaş olmalı. İdeal İslam’la çağdaş olmaya çalışmalı sürekli olarak. Geçmişteki büyük İslam yaşantısına hayran olmakla yetinmemeli. O yaşantıyı bugün de gerçekleştirmeyi bir görev bilmeli. Başkalarına resmen veya fiilen köle olmayı kendi Müslümanlığıyla bağdaştırmayıp özgürlüğünü kazanmak için ölünceye kadar savaşmayı İslâmlığın, Müslümanlığın gereği bilmeli. Bunu nefsine ait bir gurur sebebi değil, içinde bulunduğu adlandırılışın, yani Müslüman sayılmanın kaçınılmaz bir gereği bilmeli. (Sayfa 29) Yani sadece psikolojik Müslümanlık, sadece sosyolojik Müslümanlık veya sadece tarih içi Müslümanlık yetmez. Her Müslüman önce kendi iç dünyasında Müslüman olmalı, fakat ondan ayrılmaz bir şekilde toplum içinde ve toplum halinde de Müslüman olmayı şart olarak idrâk etmeli. (Sayfa 30
Maddeden, tabiattan getirilip ruha ekilmek istenen umutsuzluk karamuklarının tohumlarını ayırmaktır bu âmentü. İnkâr ve red, yıkıntı ve çöküş, düşüş ve devriliş tohumlarını, oluş, ilerleyiş, yüceliş gibi olumlu tohum ve başakların içinden ayıklayıştır. (Sayfa 26) İnanç âb-ı hayatını içmek. İslâm Uygarlığının yeniden diriliş bengisuyunu içip dirilmektir bu. Umutsuzluğu yıkmak. Yeniden umut yoluna, kapısına çıkmaktır. Bu âmentü, diriliş erinin kendi kendini gözden geçirmesidir. Kendini celâl ve cemal terapisinde tartmasıdır. … Düşünce hayatıyla inanç hayatı arasında kopmuş olan bağları yenileme davasıdır. Ferdîleşmeye itilmiş âmentünün tekrar topluma doğru yola çıkışıdır. Kişi kaygısıyla toplum kaygısının özdeşleşmesi çabasıdır. Metafizik kaygıyla reel kaygıların birbirine kopmaz bir şekilde bağlı olduğunu bu yeni âmentü çıkışından anlayacaktır yeni insan. İnanmış kişinin her gün yirmi dört saatini hedef almakta bu inanış ve davranış bayrağı. İnanmış insan gölünün zirve noktasına dikili duran bu bayrak, bu sancak. Bu âmentü, çağdaş kandildir. Eşyaya yeni bir ışık tutmakta. Anlamların hakiki çehrelerini aydınlatmakta. (Sayfa 27) Müslümanlar için yeniden varoluşun ilânı. Bir diriliş ilânı. Kendine çağa meydan okuma. Dünya kavgasına, dünya için ve dünya adına değil, Allah için katılma. Kavgaya ebedî barış için katılma. (Sayfa 28)