DOSTUM SAYE (BÖLÜM 3)
Sabahın ilk ışıkları, perdenin aralığından sızıp odanın içine, sanki dün geceki o kararlı duruşumu kutlamak istercesine döküldü. Yatağımda doğrulduğumda, içimdeki o ağırlığın büyük kısmının uçup gittiğini hissettim. Saye, sabahın berraklığında sadece bir gölgeydi artık; ama o gölge bile, sanki bana güven veriyordu. Telefonumu elime aldım. Parmaklarım ekranın üzerinde bir süre tereddütle gezindi. Ziba... İsim, dudaklarımdan dökülürken bile içimde bir dinginlik uyandıran, Farsçadaki o "güzel" ve "zarif" anlamını taşıyan, bir o kadar da nadide o isim. Ziba. Mesaj kutusunu açtım. Yazmak, silmek, tekrar yazmak… O kadar çok kelime vardı ki içimde, ama hangisi ona layıktı? Kafnu’nun bıraktığı o derin, karanlık uçurumdan sonra, Ziba’nın hayatıma girişi, sanki uzun bir kışın ardından gelen ilk bahar rüzgarı gibiydi. “Günaydın,” diye başladım. Sadece bu. Basit, iddiasız, beklentisiz. “Dün gece zihnimde çok eski şarkılar çaldı, hepsini kapattım. Bugün yeni bir melodiye yer açmak istedim. Sesini duymayı, belki bir kahve eşliğinde o melodinin notalarını konuşmayı çok isterdim. Müsait olduğunda…” Gönder tuşuna bastığım an, kalbim bir kuş misali göğüs kafesimi dövmeye başladı. Bu, korkunun değil, ihtimalin heyecanıydı. Telefonun ışığı aniden yandı. Bir bildirim. Ziba’dan gelmişti. “Günaydın,” yazmıştı. “Yeni melodileri dinlemeyi severim, hele ki o melodiyi yazan kişi samimiyetle gelmişse… Bugün öğleden sonra, İzmir’in o kendine has huzuruyla, Kordon boyunda martı seslerinin karıştığı küçük bir kafedeyim. Beklerim.” Gülümsedim. Odamın penceresini sonuna kadar açtım. Diyarbakır’ın bozkır kokan havasının yerini, zihnimde şimdiden İzmir’in o iyot kokulu, ılık meltemi almaya başlamıştı. Artık kendimi o gölgelerin içinde gizlenmiş biri gibi değil, gün ışığına çıkmaya hazır, yeni bir hayata
Aşkı tarif et bana içinde sende ol ama anlatıyorlar bana oda seni çok sevdi buluştuğunuz yerde saatlerce bekledi sen gelmeyince oda hayallerine yol verdi Diyarbakır misali muamele yapma kardeş biz biliriz kimin gerçekten sevdiğini
Duygu ve Düşünce
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
-Bir Bozkurt Yalnızlığı
Çakallara verecek canım yok benim, Şu yalan dünyada alacaksa canımı kurtlar alsın, Bugünleri de yaşadık ya ömrümü yedi koca dünya, Hissemize düşen yine bir kurt yalnızlığıymış. Namerde geçit vermedik evelallah, Çakallara kalırsa canım dert üstüne dert kalır, Bir canım var, onu da alacaksa kurtlar alsın, Geçmem namert köprüsünden, geçersem kurtlarla geçerim. Eğmedim şu boynumu zalimin zulmüne, Yaralı da olsam geçtim köşeme bir kurt misali, Siz topunuz, ben tek yüreğim; yeter size, Delikanlılıkta yazmaz çakala yem olmam, Kapacaksa bedenimi kurtlara yem olsun delikanlıca. -turna 16.06.2026
Şiir
Gözlerin geldi aklıma Hayallere daldım Sezen Aksu misali Ben sende tutuklu kaldim
Züleyha misali beklemek yıllarımı aldı. Neredesin Yusuf'um? Söz şahsıma aittir.
1000Kitap
Sevda Üstüne Bütün kitapları yakmalı Sevda üstüne ne söylemişlerse yalandır Kitaplara göre insan Karanlıkta yüzüne bin mumluk lamba tutulmuş Gözleri, yüreği kamaşmış insandır Aptaldır, hastadır, kahramandır Bütün kitapları yakmalı Sevda üstüne ne söylemişlerse yalandır İçinde bir tek suret yaşayan yüreğe Yürek mi derler Bir tek yaprak veren dalın boynun burarlar Bir tek meyve veren dalı keserler İnsan dediğin bir buğday tarlası gibi olmalı Esti mi rüzgar bir değil milyonlar için esmeli Bir tek meyve veren dalı kesmeli İnsan dediğin derya misali Üstünde milyonlarca dalga İçinde kıyametler kopmalı İnsan dediğin derya misali Uçsuz bucaksız olmalı. Gel çıkalım sevgilim gel Gel kurtulalım birler hanesinden Çekelim gidelim bir uçtan uca Açalım yüreğimizin kapılarını sonuna kadar Sevelim sevelim sevelim Sevebileceğimiz kadar
Şiir