Kiliseden çıkınca, Choulette'in ustalığa kabul ettiği kundura tamircisinin dükkânı önünden geçtiler. Adamcağız kaba kaba ayakkabılar onarıyordu. Yanında fesleğenin yeşil topu yükseliyor, tahta bacaklı serçe yem arıyordu...
Madam Martin, serçesinin öyküsünü anlattırdı ona. Zavallı hayvancık bir gün ayağını kaynar zifte batırmıştı.
"Küçük arkadaşa kibrit çöpünden bir tahta bacak yaptım, gene eskisi gibi omuzuma konuyor."
"İyi bir ihtiyarcık bu," dedi Miss Bell. "Mösyö Choulette'e bilgeliği öğretiyor. Atina'da Simon adında bir kunduracı vardı, felsefe kitapları yazardı. Sokrates'in de dostuydu. Ben her zaman Mösyö Choulette'in Sokrates'e benzediğini düşünmüşümdür."
Thérèse adını, yaşamının öyküsünü söylemesini rica etti kunduracıdan. Serafino Stoppini'ydi adı, Pia'da doğmuştu. İhtiyardı. Başından üzücü şeyler geçmişti.
Gözlüğünü alnının üzerine kaldırdı, mavi gözleri göründü, çok tatlıydılar, kırmızı gözkapakları altında nerdeyse sönmüşlerdi, "Bir karım vardı, çocuklarım vardı, şimdi hiçbiri yok. Birçok şeyler bilirdim, artık bilmiyorum," dedi.
Miss Bell ile Madam Marmet bir peçe aramaya gitmişlerdi. "Dünyada yalnızca araçları, bir avuç çivisi, köselelerini batırdığı kovası, bir fesleğen saksısı var," diye düşündü Thérèse, "hem de mutlu."
"Bu bitki güzel kokuyor, çok yakında da çiçek açacak," dedi ona. Yaşlı adam, "Zavallıcık, çiçek açınca ölecek," diye yanıt verdi.