Puan vermedi·626 syf.·
2024 12. kitabı
"Hikayeler, yaşanmış ya da yaşanması muhtemel olaylar zinciridir." Bu söz, lisede edebiyat dersinde aklımda kalan sözlerden biri olmuştur. o zamanlardan bu zamana ne zaman elime bir kitap alsam "Yazar nerede acaba?" derim. Ve elbette Jane Eyre'de de bunu aradım. Küçük yaşta öksüz ve yetim kalan, Charlotte Bronte'nin 1847' de yarattığı karakterin hikayesi Jane Eyre, Victoria dönemi İngiltere'sinde geçiyor. O dönem kadın yazarlar dikkate alınmadığı için başlangıçta bu kitap "Currer Bell" adıyla yayımlanmış. Bronte kardeşlerin büyüğü olan Charlotte, bu kitabında kendi yaşamından izler bulmak mümkün. Yatılı okulda kalıyor oluşu, sevdiği bir arkadaşını hastalıktan kaybedişi (kendisi de kardeşlerini yatılı okulda kaldığı zamanlarda tüberküloz nedeniyle kaybetmiş), öğretmenlik yapması gibi... Şimdi kitabın konusuna geçmek istiyorum. Genellikle okuduğum kitaplarda kitapta öne çıkan üç ayrı konu bulmaya çalışırım. Bu kimi zaman üç karakter olur kimi zaman da üç ayrı olay olur. Bu kitapta da ana karakter üzerinden seçtim konularımı. Bunlardan ilki: kadın. "Onlardan daha ayrıcalıklı olan erkeklerin, 'Kadınlar, yemek pişirip çorap örmek, piyano çalmak, nakış işlemekle yetinsin demeleri dar kafalılıktır! Bir kadın, geleneklerin kendisi için yeterli saydığı şeylerden daha fazlasını yapmak, öğrenmek isterse onu kınamak, alaya almak düşüncesizliktir." Jane Eyre, yetim ve öksüz kaldığı dönemde yengesi tarafından sahipleniliyor. Tabi buna sahiplenilmek denirse... Zaten kısa bir zaman sonra yatılı bir okula kaydı yapılıyor. Başlangıç elbette her zamanki gibi zor. Gel gör ki öğrenci olarak kalmaya başladığı bu okulda, Jane Eyre öğretmenlik de yapıyor. 18 yaşını doldurduğu zaman hayatını kurmak üzere ayrılıyor okuldan. Mürebbiye olarak çalışmak için başvuruyor bir takım yerlere. Burada
Edebiyat
Jane EyreCharlotte Brontë · Can Yayınları · 202042,2bin okunma
10/10
·596 syf.··
Beğendi
·
2023 48. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 27 Temmuz 2023 19:19
Kitabı okurken, diğer Harry Potter kitaplarında da yaptığım gibi film ve kitap farklarını not aldım. Bu farkların birçoğu sinemaya uyarlanırken gereken zorunlu değişikliklerken, bazıları serinin devamını etkileyen değişiklikler. Gelgelelim ben de bunları bilmeyerek değil tamamen şahsi zevkimi tatmin etmek için not aldım. Notlar içerisinde aklıma gelen küçük bir detay olarak Sihir Bakanı’nın İngiltere Başbakanı ile görüşmesini, büyük bir film - kitap farkı olarak da Dumbledore’un Dursley’lerin evine gelip Harry’nin bir sonraki yaz tatilinde oraya mutlaka gelmesi gerektiğini açıklamasını örnek verebiliriz. Bu notların başına önemini gösteren yıldız ya da yıldızlar -bir adet önemsiz, beş yıldız çok önemli- koydum. Eğer okumak isteyen çıkarsa şimdiden iyi okumalar dilerim. Son olarak; önceki kitaplardan da çıkardığım notlardan anladığım kadarıyla Melez Prens’in filme uyarlanışında değişiklikler çok daha az. Tabii Zümrüdüanka Yoldaşlığı ile Ateş Kadehi’ndeki çok fazla değişiklikten sonra belki size uzun gelecek notlar bana çok kısa geldi. Felsefe Taşı ve Sırlar Odası’ndan sonra (onlar çok daha az hacimli kitaplar olduğu için bu çok normal) Azkaban Tutsağı, sonrasında da Melez Prens en az not çıkardığım kitap oldu. 1- Öteki Bakan * -Fudge, İngiltere Başbakanı’nın yanına gidiyor. Fudge’ın daha önceki ziyaretlerinde, kendisine de normal davranmadığını fark etmiş olan Başbakan, bu durumdan pek de hoşnut değil. Fudge’ın geleceğini, duvardaki portrelerden biri hareket edip konuşarak haber veriyor. Başbakan bu portreyi yerinden söktürmek için elinden geleni yapmış ama ne kadar uğraşsalar da yerinden sökememişler. * -Fudge daha önce İngiltere Başbakanı’yla, biri Başbakan seçimi kazandığında, biri Sirius Azkaban’dan kaçtığında, biri Quidditch Dünya Kupası’ndaki sorunlardan
Harry Potter
Harry Potter ve Melez PrensJ. K. Rowling · Yapı Kredi Yayınları · 202129,9bin okunma
Reklam
Yalniz ancak hayata tutkulu bir seyyah
10/10
·520 syf.··
Beğendi
·
2023 206. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2023 17:45
Arabistan’ın kaderinin değişmesinde oldukça etkin şekilde rol alan İngiliz Gertrude Bell’in hikâyesini okuyucuları ile buluşturan “Çöl Kraliçesi” kitabı, Mezopotamya’nın Osmanlı Devleti’nden kopuşunun ardında yatan sırları biraz da olsa gün yüzüne çıkarıyor. Ortadoguda arkæolog, seyyah ve orada yasayanlara gore ise casus olarak gorulen britanyali Ingiliz Gertrude Bell’in oyobiyogragisi niteliginde olan roman bana kismen Poulho Coelho nun Casus Adli eserindeki Mata Hari isimli kadinin yasam hikayesini andirdi. Ortadoguda sayisiz ulke gezen ve arapcayi Ana dili gibi ogrenen Miss Bell o zaman Osmanli imparatorlugu topragi olan Mezopotamya cografyasinda kaldigi surece ordaki farkli irklarla diyologlari ve yasam mucadelesi basarili bir sekilde kaleme alinmis. Önceleri yalnızlığıyla başa çıkmak amacıyla çıktığı seyahatler, zaman içinde Gertrude için vazgeçilmez bir hâl alır. Özellikle Doğu, onun için keşfedilmeyi bekleyen bir hazinedir. Britanya sevgisi ile gittiği her seyahati ve bölgeyi kaleme alarak, ülkesine, Doğu ve çöl hakkında tüm bildiklerini aktarmaya çalışmıştır. Araplar ve diğer kabileler tarafından sevilmesi ve tutulması sayesinde bu bilgileri alması hiç de zor olmamıştır. I. Dünya Savaşı’nın başlamasıyla İngiliz hükümeti bölgede Gertrude Bell’in tecrübelerine ihtiyaç duyar. Gertrude, vatanına duyduğu sevgiyle bu teklifi gönülden kabul eder ve Arap Yarımadasının kaderini tayin edecek pek çok olayda parmağı bulunur. Amacı Britanya’nın bayrağının bu çok iyi tanıdığı topraklarda dalgalanmasıdır.
Araştırma-İnceleme
Çöl KraliçesiJanet Wallach · Can Yayınları · 2019202 okunma
Puan vermedi·600 syf.··
2023 4. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 06 Mart 2023 19:20
Ah Cenet, mənim "çirkin", qürurlu, dəcəl qızım.. nə üçün çirkin sözünü dırnaq içinə aldım? Yazıçı onu hər nə qədər çirkin kimi qələmə versə də, onun xüsusiyyətləri mənim gözümdə onu çox gözəl bir qadın kimi göstərirdi. Bir də ki, gözəllik nisbi anlayış deyil? Bəlkə qarşıma çıxsa, mən onu gözəl sayacam. Yox, Miss Bronte, onun çirkin olması barədə məni qane etmədiz. Bronte demişkən, o dövrlərdə qadın kimi yazıçılıqla məşğul olmaq yuxarıdan aşağıya baxılacaq bir şey imiş. Onları yazar kimi hesaba qatmırdılar. Qadınları aşağı görürdülər. Odur ki, Charlotte Bronte özünün əsl adını gizlədərək kişi adı ilə əsərlərini çap etdirirmiş. Ona görə də əsərin əvvəlindəki ön sözündə o, imza olaraq özünü bu cür təqdim edir: Karrer Bell. Bunları məncə bu əsəri oxuyan hər kəs bilir, sadəcə iki cümlə ilə qeyd etmək istədim mən də. Əsərə gəlincə, təbiət aşiqi olaraq mən təbiət təsvirlərini oxuyarkən o qədər özümü qapdırırdım ki ora. O dərəcədə canlı təsvirlər vardı ki, sanki həqiqətən orda imişəm, sanki həqiqətən təbiətin qoynunda imişəm kimi qışın soyuğunu hiss edir, baharın isti nəfəsini duyurdum. Jane kimi üşüyür, onun kimi həzz alırdım təbiətdən. Əsərdə obrazların kitablara marağının qeyd olunması da gözümdən qaçmadı, çox incə nöqtəyə toxunulub məncə. Uşaqlıqdan onun kitablara marağı onu şəxsiyyət kimi daha da formalaşdırıb. Kitabın arxa fonunda xristianlığa da yer verilir, bir din kimi. Insani keyfiyyətlər, əxlaqi davranışlar, şükür etmək duyğusu, qane olmaq və s.  Jane Eyre oxuduqca mənə çalıkuşu Fəridəni xatırladırdı. Ata-anasının vəfatı, qohum evində böyüməsi, yatılı məktəbdə oxuması, Rochestere aşiq olması lakin onun evli olduğunu öyrənməsi, ondan uzaqlaşıb evdən qaçaraq ucqar yerlərdə müəllim kimi işləməsi, amma sonda yenidən onunla qovuşması və s. Təbii ki, qohum evində pis
Ceyn EyrCharlotte Brontë · Qanun Nəşriyyatı və Əli və Nino Nəşriyyatı · 201342,2bin okunma
Miss Bell...
10/10
·520 syf.··
2020 52. kitabı
·
21 günde okudu
·
Okunma: 29 Kasım 2020 11:47
Ortadoğu’da bir İngiliz arkeolog, seyyah ve en önemlisi o bir ajan. Herkes Arabistanlı Lawrence’ı bilir ama onun akıl hocası olan, ondan çok daha evvel Ortadoğu’da çalışmaya başlayan, zengin bir İngiliz asilzade aileden gelen, İngiltere’nin kadın ajanı Gertrude Bell’i bilmez. Çünkü o bir kadındır. Çünkü erkek egemen bir dünya, düzen, iş alanı içinde çalışmıştır. Üzen tarafı şu ki, Gertrude’un kendisi de kadınları aşağılamaktadır. Kendinden başka hiçbir kadını beğenmemektedir. Ama bununla beraber de Ortadoğu’da ezilen Müslüman kadınlar ve kız çocuklarının eğitimi ve rehberliği için çalışmalar da yapmıştır. Asıl mevzu ise şudur ki: Ortadoğu’nun, Mezopotamya’nın, sınırların, savaşların, monarşinin, cumhuriyetin şekillenmesinde çok ciddi rol oynamıştır ve bu kitapta da bunu görmekteyiz. Yaşantısını, şaşalı hayatını geride bırakıp kendisini Ortadoğu’ya adayan bir kadın... Gertrude Bell, Filistin, Suriye, Türkiye, Mısır ve Irak’ta bir seyyah olarak dolaşır, seyahatlerinde gezip gördüğü yerlerin tarihini, kültürlerini, doğal güzelliklerini, toplumsal yaşamlarını, gelenek ve göreneklerini tanır. Belgeler, yazılanlar, Osmanlıları Arap yarımadasında arkadan hançerleyenin Lawrence’dan çok, Bell olduğunu gösteriyor. Bu çabalarının amacı, Arap halklarının özgürlüğü ya da İngiltere’nin petrol yataklarına egemen olması mıydı? Yoksa büyük aşkla tutkun olduğu sevgilisinin Gelibolu savaşında öldüğünü okuyunca Osmanlılara beslediği bir öç alma duygusu muydu? Tarihî bir biyografi kitabı, “Çöl Kraliçesi”. Asla sıkılmadan, merakla okudum. Ve hatta Gertrude bana arkadaşlık yaptı. Kitabı bu derece okunur kılan tabi ki yazarı kadar, onu dilimize çeviren #pürenözgören, teşekkürler
Çöl KraliçesiJanet Wallach · Can Yayınları · 2019202 okunma
7/10
·376 syf.··
2019 9. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 20 Mart 2019 00:14
Genç Kızlar yirmili yaşlarında olan ve Ludlow Sahne Akademisi’nde okumak üzere özenle seçilen kızların hikayesi. Hikaye, Ludlow’a uzun bir aradan sonra tekrar eğitim vermek üzere gelen orta yaşlı, pek de yakışıklı olmayan, ancak duruşuyla insanların üzerinde bir etki yaratabilen Gabriel Samson ile başlıyor. Samson’un en önemli özelliği, mesafeli duruşu ve takındığı sert tavrı. Bu sebeple de bazı kızların dikkatini çekebiliyorken bazılarında da tam tersi bir etki yaratıyor. Kitap özellikle Beatrice Karova namıdiğer Miss Bee, Hindley Bell ve Mariana kızları etrafında şekilleniyor ve onlarla birlikte diğer Ludlow kızlarının da duygularına, düşüncelerine, heyecanlarına, deneyimlerine, tutkuları ve aşklarına tanık oluyoruz. Genç Kızlar, yazarın kitabı yayınlama şekliyle dikkatimi çekmişti ve konusu hakkında temel şeylerden başka pek bir bilgiye sahip değildim. Konusu pek çok kişi tarafından klişe diye adlandırılabilecek türden olsa da, yazıldığı dönem oldukça rağbet görmüş ve özellikle genç kızların ilgisini çekmiş. Ben de kitabı severek okudum.
Genç KızlarNihal Yeğinobalı · Can Yayınları · 2014279 okunma