eskiden şaşardık bazı şeylerin yokluğuna
artık bu yokları var etmeyi usladık
ağaçları budadık ormandan balıkları tuttuk denizden
hani bazı açılmaz sanılan kapıları omuzladık
çünkü herkesin elinde bir saat bir sümbülteber
Tesadüfen bir kiliseye giriyorsunuz, çevreye kayıtsız gözlerle bakarken birdenbire duyduğunuz org sesleriyle şaşırıyorsunuz; ya da bir akşam vakti duman izleriyle kararmış bir eve giriyorsunuz ve düşlere daldıran bir viyolonsel sesi geliyor kulağınıza- veya rahat ve boş olduğunuz bir öğle sonrasında bie flütten dökülen notaları dinliyorsunuz- bundan daha güzel, daha hoş bir rahatlama tasavvur edebilir misiniz?
İyi ama ben parayı görünce, yaradılıştan öz düşmanı olan bir hayvana rasgele bir başka hayvan gibi, tüylerim diken diken oluyordu. Benim özlediklerim, hiç de onların özledikleri değildi.
Ya a yalnız bir kızın
Sildiği dudak boyasında
Eşiğinde yine yorgun bir gecenin
Başını yastıklara koyunca.
Kimi de gün ortası yanıma sokuluyor
En çok güz ayları ve yağmur yağınca
Alçalır ya bir bulut, o hüzün bulutunda.
Uzanıp alıyorum, kimse olmuyor
Solgun bir gül oluyor dokununca.