Öncelikle merhaba, bu benim bu platformdaki ilk incelemem bu yüzden ne yazacağıma dair en ufak bir fikrim yok. Kitabın konusundan ve içeriğinden bahsedeyim biraz. Kitap çok çok ilerideki bir gelecekte geçiyor ve yapay zeka teknolojisi oldukça gelişmiş. Kitapta fazlaca Cyborg’lar ve Androidler bulunuyor. Hatta bu androidler günlük hayatın bir parçası haline gelmiş artık. Aslında ana karakterimiz Cinder da bir Cyborg, kendisi aynı zamanda da bir mekanik ustası. Adından da anlaşılacağı gibi kitap Cindrella masalının kurgusu. Ancak hikaye ilerledikçe Cinder’ın Cinderella’ya sadece isim olarak benzediğini görüyoruz. Kitap sadece ana hatlarıyla orijinal hikayeye benziyor. Yine orijinal hikayedeki gibi Cinder’ın babası ölmüş, üvey annesi ve iki üvey kız kardeşi ile yaşıyor. Ama asıl hikayenin aksine Linh ailesi Cinder’ı evlat edinmiş. Kitapta bir de ölümcül ve bulaşıcı bir hastalık olan Letumosis karşımıza çıkıyor. Hastalığa yakalanan kişilerin hiçbir şekilde kurtuluşu olmuyor ve ülkede hastalığa tedavi bulmak için cyborgları denek olarak kullanıyorlar. Yani onları daha alçak canlılar olarak görüyorlar ve yaşamlarının daha değersiz olduğuna inanıyorlar. Bir de ülkenin prensi Kai var. Kai’nin babası yani imparator da letumosis hastalığından dolayı hayatını kaybediyor ve tüm imparatorluk Kai’ye kalıyor. Kai ise imparator olmaya pek hevesli değil. Çünkü bu görevin başına geçmek aynı zamanda Ay Kraliçesi Levana’yla da evlenmek demek. Tabii bir de kayıp Prenses Selene var ama o çoook ayrı bir konu.
Kitap boyunca Kai ve Cinder arasındaki ilişki o kadar güzeldi ki, hem beni boğmadı hem de kitabın asıl konusundan asla uzaklaşmadı; ve kitap boyunca o kadar güzel ve sakin ilerledi ki kafamı kaldıramadım. Bu bence genç kurgu kitaplarında oldukça