Bir solukta okudum bitirdim demeyeceğim çoğu reklamın aksine. Dura dinlene, her cümleyi düşünerek kendimden örnekleri tartarak kitabı bitirdim. Klasik bir roman olacağını düşünmüştüm, hiç spoiler yemeden kitabı açtım. Tam da ihtiyacım olan zamanda zihin-beden-bilinç konusunda aydınlanmalar yaşadım, çözüldüm bir çok konuda diyebilirim. Kesinlikle okumanızı tavsiye ederim. Ben olay örgüsünden ziyade konu başlıklarına odaklandım.Klasik kişisel gelişim kitaplarından farklı olarak yaşantı örnekleri üzerinden farklı cümlelerle konunun açıklanmasına bayıldım. Teoride kalmadı okuduklarım, yaşantımla bağ kurabildim.Kitabı değerli kılan da bu benim için. Benzer konuda bir önceki okuduğum Eckhart Tolle-Şimdinin gücü adlı kitabı da okumanızı tavsiye ederim. Oradan öğrendiğim teorik başlıklar bu kitaptaki yaşamdan örneklerle açıklığa kavuştu. Bu açıdan içim pek mutlu:)
Bütün bunların yanında kitaptaki bazı şeyleri de içten içe eleştirdim, kıskandım belki de çünkü İstanbul’da ve hatta öğrenciliğim boyunca yaşamayı hayal ettiğim Sarıyer’de yaşanıyor tüm bu huzurlu dönüşüm. Takıldığım nokta; zaten hayatta kalma mücadelesine ihtiyaçları yok Ma ve Mina’nın. Elitizm kokuyor. Oldukça kaliteli lüks hayatlar yaşayan bu karakterlerin kendilerini çözümlemek ve seçimler yapmak üzere ipini eline aldıkları hayatı kaçımız yaşıyoruz, bilemedim. Her gün kalkıp gitmek zorunda olduğumuz işten ne ara fırsat bulup da Can’a göre yaşayabiliriz ki? Can’ım kesinlikle bu kitaptaki her şeyi ister mesela, ama geniş tabana konmuş bahçeli denize nazır bir villam yok bu yüzden ekmek peşinde koşarken her ne kadar gerçek yaşamlarımızdan feragat ettiğimizin farkına varsak okusak aydınlansak da pratikte sizin pranga dediğiniz rutinlerden bu kadar özgürleşmek bizi aç bırakır hocam. Ben kendi yolumda uygulamak üzere