Aurora

Aurora
@misspurposeless
Kitap okuyorum, bir şeyler yazıyorum, oyun oynuyorum ve şarkı dinliyorum.
Her kaşığın tadını çıkararak, bir kâseye bir bana bakarak çorbasını içerken, gözlerimi ondan ayırmadım. Bitirince kaşığını masaya bıraktı. “Bir şey söylemeyecek misin?” diye sordu sonunda. “Seni kapıda gördüğüm anda ne söyleyeceğimi önceden planlamıştım.” Başını benden tarafa çevirdi. “Peki şimdi?” Her nefesimi, her saniyeyi özümseyerek kucağına oturdum. Ben yüzüne bakarken ellerini usulca kalçalarıma koydu. “Şimdi, Rhysand, seni sevdiğimi söylemek istiyorum. Şimdi...” Rhys’in dudakları titredi. Yanağına süzülen tek damla yaşı elimle sildim. “Şimdi,” diye fısıldadım, “henüz tam olarak iyileşmediğimi, kalbimin hâlâ paramparça olduğunu ama bu parçaların hepsinin sana ait olduğunu söylemek istiyorum... Eşin olmaktan büyük onur duyarım.” Kollarını belime dolayıp alnını omzuma yaslarken zangır zangır titriyordu. Elimi ipek saçlarına daldırdım. “Seni seviyorum,” dedim. Daha önce aklımdaki şeyleri söyleyecek cesaretim olmamıştı. “Seni bulabilmek için o eziyetlerin her saniyesine tekrar katlanırdım. Savaş çıkarsa, bununla yüzleşiriz. Birlikte. Ne beni senden almalarına izin veririm, ne de seni benden almalarına.” Rhys başını kaldırıp gözlerime baktı. Yanakları gözyaşlarıyla parlıyordu. Yüzüne doğru eğildiğimde hiç kıpırdamadı. Gözyaşlarından birini öperek sildim. Sonra bir başkasını. Tıpkı onun bir zamanlar bana yaptığı gibi. Dudaklarım tuzlu gözyaşlarıyla ıslanmış halde, gözlerine bakacak kadar geri çekildim. “Sen benimsin,” diye fısıldadım. Hıçkırıklara boğulacakmış gibi titredikten sonra dudaklarıma uzandı.
Sayfa 550·Kitabı okudu
Reklam
Beni daha sıkı kucaklayınca, yağmur yüzünden gözlerimi kırpıştırarak yüzüne baktım, ilk kez aşağıdaki manzara yerine beni seyrediyordu. “Kanatlar sana yakışıyor,” dedikten sonra alnımı öptü. O anda rüzgâr bile çok soğuk gelmedi.
Sayfa 482·Kitabı okudu
Devlon bana bakarak burun kıvırdı. Tüm aksi bitkinliğimi bakışlarıma yükleyerek kısık gözlerinin içine gönderdim. “O yaratık gibi birini daha getirmişsin? Sanırım bu da türünün tek örneği.” Rhys, kelimeleri uzatarak, “Amren selamlarını yolladı,” dedi. Sonra kısık ama Devlon’la adamlarının duyabileceği kadar korkutucu bir sesle devam ederken, gözlerinde beliren bakıştan korkmamaya çalıştım. “Ve bu, benim kadınım, içinizden biri ona elini sürecek olursa, önce elini kaybeder, sonra da kellesini.” Kendimi kastım, çünkü Mor ve Cassian hiç tepki vermezken benim irkilmem yakışık almazdı. “Ve Feyre onu gebertip işini bitirdiğinde, ben de kemiklerini toza çeviririm.”
Sayfa 463·Kitabı okudu
Güçlükle yutkundum ve güçlü kol bileğindeki yıldız tozlarına parmağımla bir çizgi çizdim. Nefes almıyormuş gibiydi. “Benimle... dans eder misin?” diye fısıldadım. Sessizliği uzun sürünce başımı kaldırıp yüzüne baktım. Gözleri ışıl ışıl ve gümüş çizgiliydi. Boğuk bir sesle, “Dans etmek mi istiyorsun?” dedikten sonra parmaklarını elime doladı. Çenemle aşağıdaki kutlamayı işaret ettim. “Aşağıda - onlarla birlikte.” Müziğin çağırdığı, hayatın çağırdığı yerde. Geceyi arkadaşlarıyla birlikte geçirmesi gereken yerde. Ve benim de geceyi arkadaşlarımla birlikte geçirmek istediğim yerde. Yabancı konuklar olsun olmasın. Ne gizlendiğim gölgelerden çıkmak umurumdaydı, ne de gölgelerin içinde kalmak - o yanımda olduktan sonra. Ben dâhil kimse kılını kıpırdatmazken benim için savaşan, benim için kendini ateşe atan can dostum yanımda olduktan sonra. “Elbette seninle dans ederim,” dedi. Sesi hâlâ titriyordu. “Hem de sabaha kadar. Yeter ki iste.” “Ayağına bassam bile mi?” “Bassan bile.”
Sayfa 458·Kitabı okudu
İşim bitince parmaklarını kapatıp elimi tuttu. Başımı kaldırıp yüzüne baktım. Gülümsüyordu. Ve yanağındaki parlak toz yüzünden öyle Yüce-Lord-dışı görünüyordu ki ben de gülümseyerek karşılık verdim. Yüzündeki gülümseme kayboldu. Dudaklarını hafifçe aralayıp “Bir daha dene,” diye fısıldadığında kafama dank etti. Ona şimdiye kadar hiç gülümsememiştim. Hem de hiç. Ya da gülmemiştim. Dağın Altı’nda hiç sırıtmamış, hiç kıkırdamamıştım. Ve sonrasında... Sonrasında bile, benim için yaptığı onca şeye rağmen, karşımda duran bu adama... arkadaşıma... bir kez bile gülümsememiştim. Az önce bile yaptığım söylenemezdi - üstelik yeniden... yeniden... resim yapmış olduğum halde. Onun tenine. Onun için. Resim yapmıştım... yeniden. Ona gülümsedim - geniş geniş, kendimi kasmadan.
Sayfa 457·Kitabı okudu