Yakut yüzüğümü parmağında sıyırdı. "Ben, Cardan, Eldred'in oğlu, Elfhame'in Yüce Kralı, sen Madoc'un fani vasisi Jude Duarte'yi eşim ve kraliçem olarak kabul ediyorum. Aksine rıza göstermediğimiz sürece evli kalalım, tacımız kendi ellerimizden nesillere aktarılsın."
O bunları söylerken ümit ve korkuyla karışık titremeye başladım. Sarf ettiği sözcükler öyle önem taşıyordu ki adeta gerçeküstüydü -hele ki burada, Eldred'in kendi dairesinde. Zaman dondu adeta. Tepemizde dallar tomurcuklanmaya başladı, yeryüzü de işitiyordu sanki sözlerini.
Elimi tutup yüzüğü parmağıma geçirdi. Yüzük takmak bir peri geleneği olmadığından şaşırdım.
"Sıra sende," dedi, suskunluğum üzerine. Sırıtarak baktı bana. "Nikahımızın ardından sözünde durup beni itaat bağımdan azat edeceğine güvenim tam."
Gülümseyerek karşılık verdim. Lafını bitirdikten sonra donup kalmamı telafi etmişti. Bunun yaşandığına hala inanamıyordum. Elini sımsıkı tutarak konuştum. "Ben, Jude Duarte, Elfhame'in Yüce Kralı Cardan'ı eşim olarak kabul ediyorum. Biz aksini istemediğimiz sürece evli kalalım, tacımız kendi ellerimizden nesillere aktarılsın."
Avucumdaki yarayı öptü.
Abisinin kanı hala tırnaklarımın arasındaydı.
Ona takacak yüzüğüm yoktu.
Tavanda tomurcuklar açıyordu. Tüm daireyi çiçek kokuları kapladı.
Balekin'le ilgili tüm düşünceleri, ona ne yaptığımı kardeşine gelecekte açıklamak zorunda kalacağımı kafamdan uzaklaştırıp geri çekildim ve şunları ekledim; "Cardan, Eldred'in oğlu, Elfhame'in Yüce Kralı, üzerindeki hakimiyetimi kaldırıyorum. Seni bağlılık yemininden şu anda ve ebediyen azat ediyorum."