Aysun

Aysun
@misss_Curly
Sanat ve kitaplar
Grafiker
Güzel sanatlar fakültesi
11 okur puanı
Kasım 2019 tarihinde katıldı
"Bu kentte, bu saatte, buradan çok uzak olmayan bir yerde, başka bir sarayda, bütün kapılarının önünde nöbetçiler olan bir adam; senin gibi halkın içinde biricik; ama tek bir farkı var: Sen ne kadar aşağıdaysan, o kadar yüksekte o. Bütün yaşamı dakikası dakikasına, yalnızca zafer, büyüklük, zevk ve sarhoşluk dolu. Çevresindeki her şey; aşk, saygı ve hayranlık. En yüksek sesler bile alçalıveriyor onun önünde konuşurken ve en gururlu alınlar bile eğiliyorlar karşısında. Gözlerinin önünde yalnızca ipek ve altın var. Bu saatte, herkesin, düşüncesini onayladığı bir Bakanlar Kurulu toplanmış olmalı; ya da yarınki av partisini, bu akşamki baloyu düşlüyordur. Eğlencenin saatinde başlayacağından emindir ve arzularının yerine getirilmesini başkalarına bırakmıştır. Ama bu adam da senin gibi etten ve kemikten yapılmış! Ve hatta şu anda bile, o korkunç makinenin yok olması, her şeyinin, yaşamının, özgürlüğünün, servetinin, ailenin sana geri verilmesi için onun, bir kâğıt parçasının altına kendi adının yedi harfini' bu kalemle yazması yeterli olacaktır, ya da yeter ki onun saltanat arabası, senin at arabanla karşılaşsın! Ve iyi bir insandır; belki de başka bir şey istemez!"
Sayfa 134 - Burada sözü geçen kral, X. Charles' tır.·Kitabı okudu
Reklam
Kendisini kurtaracak olan yine kendisiydi
Zorla yaşayacaksın diyen bir kanun yoktu, hayatını dilediği gibi kullanmakta özgürdü. Nasıl fark edememişti bunu yıllarca? Yapılacak şey belliydi; tek anlamadığı, idrak etmesinin neden bu kadar uzun sürdüğüydü.
Sayfa 453 - Jude·Kitabı okudu
İnsan vazgeçmesi gerektiğini ne zaman idrak ediyordu?
İnsan vazgeçmesi gerektiğini ne zaman idrak ediyordu? Otuz sekiz yaşına gelip hâlâ bir menajer bulamayınca mı (Joel'in bunu tecrübe ettiğini tahmin ediyorlardı)? Yoksa kırk yaşına gelip hâlâ ev arkadaşıyla kalıyorsan, yarı zamanlı garsonluktan kazandığın para, tam zamanlı oyuncu olmaya karar verdiğin yıl kazandığından fazlaysa mı (Kevin'in başına geldiği gibi)? Şişmanladığın, saçın döküldüğünde, şişmanladığını ve saçının döküldüğünü gizleyemeyen kötü estetikler yaptırdığında mı? Hedeflerinin peşinden gitmek, cesaretten aymazlığa ne zaman dönüşüyordu? Ne zaman duracağını nasıl biliyordun? Daha katı, daha şevk kırıcı (nihayetinde daha yardımcı) geçmiş yıllarda bu kararlar daha berraktı: Kırk yaşına bastığında veya evlendiğinde veya çocuğun olduğunda veya beş, on, on beş yıl içinde bırakırdın. Gidip gerçek bir işe girerdin, oyunculuk ve bu alanda bir kariyer, akşamları daldığın hayallerde kalırdı, sıcak küvete atılmış bir buz küpü sessizliğinde eriyerek tarihe karışırdı. Fakat içinde bulunduğumuz kendini gerçekleştirme çağında, insanın hayatındaki birinci tercihten başkasıyla yetinmesi iradesizlik olarak görülüyor, ayıplanıyordu. Kaderin sandığın şeye boyun eğmek, onurlu bir hareket olmaktan çıkıp korkaklığa dönüşmüştü bir yerlerde. Mutluluğa ulaşma baskısı bazen zulüm şeklini alıyordu, mutluluk herkesin ulaşabileceği ve ulaşması gereken bir şeymiş de, bu uğurda verilecek en küçük bir taviz dahi bireyin kendi kabahatiymiş gibi.
Sayfa 55 - William·Kitabı okudu
Alışamıyorum şatafatlı binalarınıza, gösterişinize, samimiyetsizliğinize, karma ortamlarınıza, merhametsiz ve sevgi bilmeyen yüreklerinize... Kalbim, bu asrın dengi değil...
Gönlüm ağlıyor.
Bu bir sene içinde, birkaç defa, kendimi zapt edemedim, ağladım. Fakat bunların hiçbirisinde bu gece gözkapaklarımın içini yakan yaşlardaki acılık yoktu. O vakit, sadece gözlerim ağlamıştı. Bu gece gönlüm ağlıyor.
Reklam