"Yeraltından Notlar" programını severek takip ettiğim Aytuğ Akdoğan'ın tavsiyesi üzerine okuduğum "Buzda Yürüyüş"; yönetmen, yazar, senarist, oyuncu Werner Herzog'un, hastalanıp ölüm döşeğine düştüğü haberini aldığı yakın arkadaşı Lotte Eisner'i hayatta tutabilmek için yaptığı totem üzerine Münih'ten Paris'e yürüyüşü esnasında tuttuğu notlar içerisinden yalnızca çok kişisel olanların çıkarılmış halidir.
Bu yolculuk arkadaşını hayatta tutma arzusunun yanında Herzog'un kendiyle baş başa kalma ihtiyacına da karşılık gelmiştir. Yolculuğu esnasında sık sık kendiyle ve hayali kimselerle yaptığı konuşmalara, anılarına tanık oluruz. Herzog'un zihninin durdurulamaz akışında daldan dala atlarcasına bir düşünceden diğerine geçişini okurken buluruz kendimizi.
23 Kasım 1974, Cumartesi günü; bir ceket, birkaç parça eşyasını koyduğu sırt çantası, pusulası, yeni ve sağlam botlarıyla oldukça sade başlar yolculuğuna Herzog. Vurur kendimi yollara...
Otobanlarda, dağ yollarında, ormanların içinden, ıslak tarlalarda bata çıka bir beldeden diğerine yağmur, kar demeden yürümeye devam eder.
Çok geçmeden bedeni isyan bayrağını çeker. Tabanları yanmaya, kasları şişmeye, kemikleri ağrımaya başlar. Biraz yara bandı, biraz merhem... Sonra kaldığı yerden yola devam. Çoğunlukla sırılsıklam halde yürüdüğünden soğukta baldırlarından atlarınki gibi duman tüter.
Hanlarda konaklar, lokantalarda tıkabasa karnını doyurur, köylülerden süt alır içer. Sığınmak için hırsız misali girdiği evlerde bulduğu yemekleri yer, biraları içer. Ev bulamadığımda dumanı tüten tezeklerin olduğu samanlıklarda geceleyip, koyunlara sokulup uyur. İzinsiz girdiği ve konakladığı sayısız evlerden birinde yarım bırakılmış bulmacayı tamamlayıp bırakır masada imzasını bırakırcasına.
Yolculuk esnasında karşılaştığı köylülerden