İntihara eğilimli insanlarda hastalıklı bir ölüm merakı vardır, aslında ölüme direnirler direnmesine ama onu ortadan kaldıramazlar. İçlerindeki yaşam öyle dengesizleşmiştir ki akılcı herhangi bir gerekçe ona destek olamaz artık. Hiçbir intihar yalnızca dünyanın yararsızlığı ya da yaşamın hiçliği üstüne bir akıl yürütmeden kaynaklanmaz.
Acının neden yalnızca bir azınlığın belini büktüğünü düşünüyorum. Normal bireylerin arasından en korkunç işkenceleri çekecek birtakım kişilerin seçilmesinin bir nedeni var mı? Kimi dinler, Tanrı’nın acıyı sizi sınamak ya da size bir günahın cezasını çektirmek için kullandığını ileri sürerler. Bu anlayış bir inanan için geçerli olabilir, ama ayrım gözetilmeksizin temiz yüreklilerin de suçsuzların da acı çektiğini gören biri bunu kabul edemez. Hiçbir şey acının gerekçesini gösteremez, acıyı bir değerler hiyerarşisine dayandırmak da olanaksızdır, böyle bir hiyerarşinin olabileceğini varsaysak bile.
Aşka, dinginliğe kavuşmanın tek yolu kahramanlıktır, bilinçsizlik değil. Büyük bir delilik içermeyen yaşamlar değerden yoksundur. Öyle bir yaşamın bir taşınkinden, bir tahta parçasınınkinden ya da bir yabani otunkinden ne farkı olabilir?