İnsanın kalkıştığı her şey ona karşı döner. Her eylem mutsuzluk kaynağı, çünkü eylemek dünyanın dengesine karşıdır; kendine bir hedef saptamak ve kendini oluşa yansıtmaktır.
İnsan tuhaf bir tezahür; onu sınırlarının ötesine, insaninin ötesine gitmeye iten kökensel bir görevin ürünü. Ona damgasını vuran bu olmuş ve olağanüstü şey bundan ötürü sonu umutsuz. İnsan kendi sınırlarını zorlamış. İnsan hiçbir şeydir ya da her halükarda, az bir şeydir. Ama her şey olmayı isteyerek, tevazu noksanlığından kendini mahvetmiştir; şimdi de artık duramamaktadır. Bunun içindir ki yapacak hiçbir şey yok. Aynı zamanda insanın dahiyane veçhesi de burada yatıyor. Devam etmesi gerek; insani varoluşun mantığı burada. Eninde sonunda normal bu. Eğer geleceğe işaret etmek için bir sözcük varsa, o da "gömülme"dir. İnsan gömülmeye hasredilmiştir; çünkü her müstesna kader bir düşüş gerektirir. İnsanın sonunda metafizik olarak, tarihi olarak bir hayalet, bir gölge olacağına gitgide daha çok kanaat getiriyorum.